Ahsen Polater

Ahsen Polater
@Esinihanim
İlhamın kızından kesitler... #kendineyazar instagram.com/ahsn_p1?igsh=dW...
Şu ‘seviyorum’ kelimesi ne acayip bir kelimedir! Ne kadar çok söylenirse söylensin eskimez! Anlamını yitirmez! Modası geçmez! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felaketine sebep olabilir. Kimini canını kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır. Nice defalar yalan yere söylenmiş, sahtekarların işine yaramış, nice masumların baştan çıkarılmasını hizmet etmiş, binlerce yaadin yerini tutmuş da hala bu söze itibar ediliyor. Her yerde söylenip duruyor! Hala bir aşığın yüzünü güldürüyor. Bir bedbahtı bahtiyar ediyor. Her gün, her an ve dakika bir yerlerde etkisini gösteriyor!
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Suskun
Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra. Seni, kaburgamın altın parçası. Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Şiir
" Bu ellerimizle, bu ayaklarımızla, bir şeyler yapamaz mıyız? Tırnaklarımızla oyamaz mıyız anlamsızlığı? Bir yol açamaz mıyız bir metre ötesine? Biraz ileride bir çiçeğe varsak mı? Belki bir kırlangıça rastlarız. Olasılık belki bir çocuğa... Sıkıştık kaldık ortasında gürültünün. "
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Dünya Meselesi
Puan vermedi·87 syf.··
2024 26. kitabı
Seydali'lerin, Bican'ların olduğu, tutunduğu yerdi hayat, ve en çok onlar yaşamak istemişti hiçbir şey yaşayamazken. Süründüler hep hayatlarında, hayatlarını ararken. Hep bilmedikleri çatışmaları, direnişleri, güçlükleri buldular. Kendi içlerindeki apansız umutlara yelken açarken. Bir görülen, duyulan, hissedilen hayat vardır bir de görüldüğü, duyulduğu, yaşanıldığı zannedilen hayatlar. Biz yaşarken içimizdeki yaşayan ölüleri göremeyenlerdeniz. Halbuki en çok görülmesi gerekenler de onlarken. Tıpkı yaşamı, hayatı hak edenlerin en çok onlar olduğu gibi. Biz bizlere öğretilen merhalelerden ibaretmişiz gibi görüp sayıyoruz olanı biteni. Oysa hayat, tam da görmediklerimizde, sayamadıklarımızda. O görüp sayamadıklarımızda belkide Alem-i dünyaya ait bir değer yoktu ama paha biçilemeyen o saf mutlulukta yalnız onlardaydı. Minnet ve eziyet altında olanların dünyadan uzaklaşıp tek bir âlemi huzura gitmesi secde ve dua anı belkide yaşayanların hiçbir zaman bulamayacağı şeydi. İnsanı insan yapan, İçindeki düştü, umuttu Hayatı da hayat yapan umudun insanıydı. İki rekat namaz kılıp dünyayı arkasına alandı. Ve en çok onlar anıldı, duyuldu, sayıldı. Ayaklar altına alınırken... Yaşayamayan bizdik, yaşadığını zannederken. Taptırmışlar bizi yarattıkları mabutlara, hepimiz kul, köle. Ayrılmış toplum sağ sol diye. Aşk, sevgi elem, keder, merhamet komamışlar insanımın yüreğinde.. Bırakmışlar ortada cansız Bicanlar! Bir can, mecal, hal... Kalmamış akıllarda insaf yapan, gönül alan. Ve eserde de bizi kendimizle, yüreğimizle baş başa bıraktığı kısımlarda buralar. Anlatırken, okuturken içten içe derince düşündürüyordu eser. Öyle yerler vardı ki evet, tamam işte tam da burada bitiyor derken, yeniden başlıyordu. Tıpkı Dünya gibi, Dünya meseleleri gibi. Hiç biter miydi eksilir miydi? Haşaa! Ne
1000Kitap
Yokuşa Akan SularMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 19985,1bin okunma