Esra Yolcu

Esra Yolcu
@EsraaYlc
Y U R T S U Z. “Ne içimdeki sokaklara sığabildim. Ne de dışarıdaki dünyaya.”
Türkçe Öğretmeni
Lisans
Samsun
1987
133 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
7/10
·176 syf.··
2025 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 14:12
Aylardan Kasım Günlerde Perşembe, Ayşe Kulin’in hasta yatağındaki ATA’mızın sesi olup onu bir komutan ve cumhurbaşkanı olarak değil de sıradan bir insan olarak tezahür etmemize yardımcı olmak amacıyla Atatürk’ün yaşamındaki acıları, aşkları ve keşkeleri “bir sinema perdesinde izler gibi” anlatışını okuyoruz romanda. Yazar Atatürk’e “sade bir insan olarak odaklanıyor.” “Yazarın odaklanışı” diyorum çünkü Atatürk’ün iç sesinden okuyamadım ben hiç kitabı, maalesef…Adı tarihe kazınmış,saygın bir başkomutanın, liderin elbette ki pişmanlıkları, zayıflıkları olmuştur. Ama biliyoruz ki her lider bir parça narsisttir de ve bu zayıflıklıklarını kendine dahi asla itiraf edemez. O yüzden ölüm döşeğinde dahi olsa bilemiyorum kitaptaki tondan konuşur mu? En nihayetinde bana o his geçmedi maalesef…Bir tek ATA’mızın savaş karşıtı, barışa dair fikirlerini anlatan o tutkulu ifadeler ondan dökülürmüş gibi hissettirdi. Kitapla ilgili bir diğer hissim de şu ki, bazı noktalar Atatürk’ün yaşamını , yaptıklarını “temize çekme,aklama” çabasıyla yazılmış gibiydi. Mesela özel hayatı, akşam sofraları, alkol ve sigara alışkanlığı…Özellikle kadınlarla olan ilişkileri ve kadına verdiği değerle ilgili kısımlar “çok çabalı” duruyordu. Yani Atatürk’ün ağzından “Bilirsiniz , ben aslında her zaman kadınlara da pek değer vermişimdir.” gibi bir cümle dökülebilir mi? Bence, hayır! Atatürk’ün iç sesi olacağım, diyerek bir kitap yazmak; hislerini ele almak çok çok büyük bir iddia… Kitabı okudum, Atatürk’ün yaşamına dair bazı yeni şeyler de öğrendim evet ama en nihayetinde “Keşke böyle bir kitap hiç yazılmasaydı ya da daha çok demlenseydi de öyle yayımlansaydı.” dedim. En nihayetinde benim için çok verimli ve keyifli bir okuma olmasa da birçok kişinin çok keyif alarak duygulanarak okuduğunu da gördüm. O
1000 Kitap
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,412 okunma
Reklam
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 18:07
Yunanca Dersleri, #nobelödüllüyazar Han Kang’ın dilimize kazandırılmış son kitabı. Yazarın tüm kitapları #aprilyayıncılık ‘tan çıkmakta, amme hizmeti değil de ne! Yunanca Dersleri’nde görme engelli Yunanca öğretmeni ile “söz yitimi” yaşayan bir kadının birlikte ördükleri duyuları aşan ama tüm duyulara hitap etmeyi başaran bağlarının hikâyesi anlatılıyor. Öncesinde paylaşmıştım, yazarın Türkçeye çevrilmiş olan tüm kitaplarını okudum. Yunanca Dersleri, bütününde çok bayılmadığım ama parça parça beni çok etkileyen kimi kısımlarında altını çizip sayfa kenarı kıvırmaktan kitabı haşat ettiğim bir okuma oldu.. Kitabın konusu, yine fikir olarak bana çok özgün geldi. Bu iki kişi, aşık olacak ve bir iyileşme hikâyesi okuyacağız şeklinde bir beklentiyle başladım. Fakat iki karakterin de yaşadığı derin üzüntü; kayıplar,yas,ölüm,çaresizlik ve tükenmişlipi birlikte hiç dokunmadan, konuşmadan,görmeden tüm duyulardan azade biçimde birlikte omuzlayıp duygu aktarımında bulunmaları aktarması çok güç bir şey. Bu anlamda hissi çok güçlü, çok başarılı bir kitap. Anlatımın çok kesik kesik oluşu, karakterlerin yaşamında bölüm bölüm sürükleniyor oluşumuz, bir bütünlük ve sona ulaşamamak benim adıma kitabın lezzetinden çalan şeyler oldu. Bu kitabın kurgusundan muhakkak ama orijinal dilinde okumuş olabilsek belki bu hissi yaşamaz mıydık, diye de düşündüm. Yani çeviri oluşu kitabın kendi özgün tadından uzaklaştırmış olabilir belki,dedim. Kitabı çok uzun sürede okuyuşum da-15 gün- biraz etken oldu tüm bunlarda… Çok belli olmuyor ama kitabın poz verdiği ada, bir Yunan adası: Midilli. Bu kitabı okumaya başladığımda kitabımın köyümde Yunan adasıyla poz vereceğini; bir kayıp yaşayacağımı, ölümün soğuk yüzü ile bazı cümlelerin içimi daha da yakacağını bilmiyordum.. “Dünya bir yanılsama ve
1000 Kitap
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,080 okunma
Bekle Beni
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 21:40
Sevdalım Hayat Kaplanın Sırtında Zülfü Livaneli Zülfü Livaneli benim banko yazarlarımdan biridir. Kalemiyle beni dinlendirir, o güzel diksiyonuyla onun sesinden okurum sanki kitabı. Tüm külliyatını bitirmem ki, çok bunaldığımda sığınacağım bir Livaneli’m olsun… Bir Monte Cristo ve yaz yorgunuyken dedim ki işte geldi Livaneli zamanı.. Kaplanın Sırtında’ya böyle başladım. Romanda Sultan Abdülhamid’in h’al edildikten sonra Selanik’te yaşadığı sürgün hayatı; eşleri ve çocukları ile olan ilişkisi konu alınıyot; bir yandan da gençliği, hayalleri, amcası Sultan Mahmud ile Avrupa gezisi, siyasi ilişkileri, yaşamındaki gelgitleri, yaşadığı “haklı”vehimlerin kaynağını bizzat kendinden öğreniyoruz. Kaplanın Sırtında gerek gerçek tarihi kaynaklardan yararlanılarak yazılması gerek Abdülhamid ve “istibdat” dönemine farklı bir perspektiften baktırmasıyla çok beğendiğim, çok keyifle okuduğum, bana çok şey katan bir eser oldu. Veeee ben Kaplanın Sırtında’yı okurken Bekle Beni’nin yayın haberi geldi.. 68 kuşağı aydınlarından Selim ve Leyla’nın yaşadığı dayanılmaz acılar, baskı, şiddet, işkence ve sürgünler içinde birbirlerine duydukları özlemi ve kaygılarla dolu mektuplaşmaları oluşturuyor romanı. Bekle Beni, çok keyifle bit çırpıda okunan, siyasi dram, hayal kırıklıkları ve travmalarla dolu, çok etkileyici bir roman. Ama, benim için ama’ları çok.. Öncelikle tüm reklamlarda “bir aşk romanı” olarak tanıtılıp ön plana çıkarılan bu roman bir aşk romanı değil; daha çok Livaneli’nin Z kuşağına ortak siyaset ve hukuk eksikliği cenderesinden geçtiklerini anlatan,siyasi yönü çok baskın bir sol manifest kitabı gibi. Ülkü Tamer’den Yaşar Kemal’den şiir alıntıları, Kafka’nın Dava’sına atıflar, “hak-hukuk-adalet” davasına göndermeler… Ve ne yazık ki her bir düşüncenin doğruluğu… İki kitapta anlatılanlar ve
1000 Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Han Kang Kitapları
Puan vermedi·160 syf.··
2025 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 23:09
Sevgilinin Soğuk Elleri Beyaz Kitap Veda Etmiyorum Çocuk Geliyor Han Kang Merhaba! Han Kang’ın dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını keyifle okudum. Yazara ve kitaplarına dair birkaç yorumumu eklemek isterim. Öncelikle yazarın edebi dünyasından biraz bahsedeyim: Han Kang okumak düz yolda etrafı keşfederek yürürken birden bir dehlize düşmek ya da bir kapıyı açıp kendini fezada bulmak gibi…Düz bir eksende güvenli bir alanda okuyamıyorsunuz hiçbir kitabını.Sizi o akstan bir yerlere fırlatıveriyor aniden. Umduğundan bambaşka bir yere ulaşıyorsun her okumada… Yazarın insan bedeni mucizesine dair bir hayranlığı var. İnsan bedenine dair detaylı anlatımı özellikle Vejeteryan, Veda Etmiyorum ve Sevgilinin Soğuk Elleri’nde çok dikkat çekiyor. Sonra sanata olan derin hayranlığı…Eserlerinin hepsinde bir sanat dalı karakterlerinin birinde başrolde:resim,heykel, sinema…Ve “ruhlar, kar ve soğuk” ile olan derin bağı…Dünyayı bunlar aracılığıyla okuyor diyebiliriz.Yazar Kore Yakın Tarihi, soykırımlar,savaş ve şiddeti tüm romanlarında olanca çığlaklığıyla da işliyor. Her kitabında değindiği tarihi bir olay mevcut. Bu anlamda da çok duyarlı bir yazar. Gelelim kitaplara… En sevdiklerimden sona doğru sıralıyorum ve kitaplara dair küçük küçük yorumlarımı ekliyorum: 1. Vejeteryan 2. Sevgilinin Soğuk Elleri 3. Beyaz Kitap 4. Veda Etmiyorum 5. Çocuk Geliyor Vejeteryan: Vejeteryan, yazarın 2016’da Türkçeye kazandırılan, dünya çapında tanınmasını sağlayan aman Booker ödüllü kitabı. Kitapta bir anda et yemeyi bırakan bir kadının kocası ve ailesiyle olan dinamikleri işleniyor. Hikaye üç karakterin bakış açısıyla zenginleşip boyutlandırılıyor. Vejeteryan’ın seveni kadar nefret edeni de var, ben okumaya ilk başladığım andan itibaren özgün konusuna ve diline hep hayran kaldım…Çok çok özgün bir eser; konusuyla, dizilişiyle,
1000 Kitap
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
6/10
·124 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2025 13:30
Lanny SHY Max Porter Ingiliz yazar Max Porter, ülkemizde son 1 yıldır kitapları en çok paylaşılan yazarlardan biri. Yazarın ilk kitabı “ #griefisthethingwithfeathers “ ,“Keder Tüylü Bir Şeydir” olarak dilimize kazandırılmış. 2015’te basılan bu ilk kitap,aynı yıl#guardianilkkitapödülü adaylığı alıyor, 2016’da #dylonthomasödülü ‘nü ,2017’de #avrupaedebiyatıödülü ‘nü kazanıyor. Ve yeni bir yazar doğuyooor. 1981 doğumlu bu arada yazar.Sonra Lanny, son olarak Shy geliyor. Benim ilk okumam Lanny idi. Lanny’i okuyunca çok heyecanlanmıştım. Çünkü yazarın kitabın kendisini biçim olarak çok özgün bir kullanışı var. Bu belki de yayınevinin, editörün başarısı ama ben benzer yapıda başka bir kitapla tanışmadım henüz. Kitabın içine girişim, kitabı kavrayışım çok zaman alsa da dilin ve kitabın farklı kullanılışı, özgün karakterler, kitabın özgün anlatım şekli ile Lanny’i çok beğenmiştim. Çünkü o farklı yazı karakterleri, sayfaların özgün ve özgürce farklı yazı fontları ve biçimlerinde kullanılması kitabın içeriğine bir bütünlük katıyordu. “Yaşayan, nefes alan bir kitap.” diye not almışım Lanny hakkında. O heyecanla da yazarın diğer kitaplarını da edindim ve okudum. Şu andaki baskısı Tüylü Bir Şeydir Şu Yas olan yazarın ilk kitabında ve son kitabı Shy ‘da ne yazık ki aynı heyecanı ve tatmini yaşayamadım. Yasın ve ergenliğin daha vurucu ele alındığı bir sürü kitap vardır eminim. Tüm kitapların ortak noktası yazarın farklı karakterle bütünleşip onların dünyasında ve kimliğinde okuyucuyu dolandırması. Karakterleri ve olayı kavramak için bir miktar çaba gerekiyor Türlü Bir Şeydir Şu Yaş ve Lanny’de. Bir diğer ortak nokta ise yazarın mitlere çok hakim olması,alegorik bir anlatımı benimsemesi. İlk iki kitabı anlamak için sağlam bir mitoloji
1000 Kitap
Tüylü Bir Şeydir Şu YasMax Porter · Monokl Yayınları · 2017449 okunma
Reklam