Ona adeta yalnızlık sevdirilmişti. Öyle ki her şeyinden vazgeçebelir, fakat insanlardan uzak, kâinatla ve kendi tefekkür âlemiyle başbaşa kalmaktan asla vazgeçemezdi.
Ortadoğu'nun hatırı sayılır bir tarihçisi olan Finlay, Doğu Roma'nın [Bizans'ın] o zamanki perişan durumunu, bakınız, nasıl hülâsa eder: "Jüstinyen'in ölümü (528-565) ile Muhammed'in (a.s.m.) doğumu arasında geçen zaman zarfında olduğu gibi, belki tarihin hiçbir devrinde ahlâkı bu dereceye kadar bozulmuş bir cemiyet ve o cemiyette Yunanlılar ve Romalılar kadar irade ve faziletten mahrum milletler görülmüş değildir."
Sayfa 147 - Prof. Harun han Şirvanî a.g.e., s. 11.·Kitabı okudu
İnanç pazarında herkes kendi aklına ve arzularına göre seçim yapma imkanı bulduğu için Kur'an ifadesiyle din, "parça parça" edilmiş, pazara düşmüştür ve işportanın "seç al" kuralı burada da işlemektedir.