Kitap "mutlaka tekrar okunmalı" diye not düştüğümüz kitaplardan.
Yazarın kitap üzerinde hakkıyla çalıştığını düşünenlerdenim. Kitabı tek bir düzlemde yorumlamak, anlamak ve ifade etmek mümkün değil.
Yazar güzellik ve tanrı arayışının insanı kedere ve ızdıraba iten bir ihtiras olduğunu gerçeküstü bir kurgu ile bize aktarıyor. Bunu aktarırken oluşturduğu kurgu ve duygu durumu hayranlık uyandırıcı.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Film'i izlediğim zaman beni derinden sarstığını itiraf etmeliyim. Ancak kitabı okumayı sonraya, - hazır olduğum zamana - bırakmıştım. Nihayetinde kısmen şehirden, medeniyetten uzak ve daha çok kendim ile baş başa kalabileceğim bir yolculuğa çıktığımda zamanın benim için doğru olduğunu biliyordum.
Kitabı çoğu zaman ıssız bir ormanda, çadırın içinde, eğer sözcük uygun olacaksa 'yaban' da okuyup özümsedim. Böylece daha içinden, hissederek okuduğumu söylemek mümkün olacaktır. Ancak yanlış anlaşılmasın benim içinde bulunduğum 'yaban' mCcandles'in deneyimlediği yaban hayatın çok daha basit bir yüzü oldu. Ancak bu kısa ve basit (8 gün kadar) deneyimin bile karakterimin inceliklerine anlam kattığın inanıyorum.
Hal böyle olunca Alexander'ın bu müthiş öyküsünü kim burun kıvırabilir ki.
Film ne kadar sarsıcı bir coşku ile ilerliyorsa kitap da bir o kadar derin ve naif bir incelikle ele alıyor öyküyü. Üzerinde düşünülecek çok şey bırakıyor bize.
Yazar'ın her ayrıntısıyla bu hayat öyküsünü bize aktarmaya çalışması ayrı bir teşekkürü hakkediyor ve kendi öyküsü ile kurduğu bağ sanırım pek çok okuyucuya tanıdık geliyor.
"Taş Hücre 'den sonra şöyle sıcak, kolay okunabilir bir kitapla devam etmek istedim okuma sürecine. Kitaplara bakınırken bir kaç gündür bana göz kırpan "yaz bitmesin"de karar kıldım. Aslında isteksizdim zira sayfaları karıştırdığımda 400-600 kelimelik kısa yazıların çokta keyif vermeyeceğini düşünüyordum.
Kitap, gazete yazılarından bir derleme, bazıları öykü niteliğinde, bazıları günlük gazete yazıları ayarında.
İlk başta sıkıcı bulduğum günlük genel geçer gazete yazıları daha sonra keyifli öyküler ve geçmiş zamanın hoş anlatılarına dönüştü diyebilirim.
Naif bir kadın İclal Aydın. Sadece ismi tanıdık gelirdi bana şimdi biraz da olsa kendisini de tanıdım. Bir kere 80 li yılların özlenen çocukluğunu, değerlerini çok güzel yansıtmış. Bir kız çocuğunun saflığı ve güzelliği içinizi okşuyor. Hayatı anlamaya çalışıyor yazar ve sorgularken anladıklarını okurlarla da paylaşıyor. Umut dolu olduğu anların ertesinde kırılgan ve karamsar olabiliyor, bu da içtenliğinin bir yansıması.
Özellikle son dört-beş yazı çok başarılı."bir mutsuzluğun üzerine sevinç kuranlar" adlı yazısı sağlam bir kalem olduğunun açık bir ıspatı gibi. Ayrıca bu öykü "haset"'lik üzerine sade ama çok çarpıcı bir anlatı.
Yaz Bitmesinİclal Aydın · Artemis Yayınları · 20211,363 okunma
Armaner'in ilk okuduğum kitabı, özünde felsefeyi barındıran iç içe geçmiş öykülerden oluşuyor.
Aslında yazılanların ne kadarı "öykü" gibi tartışılabilir. Zira çoğu öyküsünde bir olay örgüsü yok. Öykülerin tamamı; karmaşık soyut anlatımlar, farklı zamanlar, kişilerin ve anlatıcıların düzensiz geçişleri ile aktarılıyor. Çoğu yerde dikkatli okumanız ve üzerinde düşünmeniz gereken aktarımlar mevcut, belli bir düzen de barınmıyor.
Tüm bu nedenlerle okur öykülere güçlükle girebilse de çoğu öyküde farklı ve güçlü bir tarz olduğu aşikar.
Varoluş kaygısının sıklıkla işlendiği hikayede, sorgulayıcı bir alt-benlik soyut bir kahraman olarak yer alıyor.
Zorlayıcı kitaplar son zamanlarda farklı bir tat bırakıyor damağımda. Ancak bu kitapta aldığım haz eksik kaldı diyebilirim. Sanki yazar aktarım gücünde bir şeyleri yarım bırakmış.
Kısaca, felsefe ve öyküyü bir arada bulmak, düşünüp, sorgulamak isteyen inatçı okurlara tavsiye edebilirim.
Taş HücreTürker Armaner · Metis Yayıncılık · 200025 okunma
Kitap iki bölümden oluşuyor.
İlk bölümde "kadın" sosyolojik boyutta detaylı bir şekilde inceleniyor. Bu bölüm müthiş, yazarın casareti ve aktarımı, sunduğu görüşler çok etkileyici. Sırf bu bölüm bile ayrı bir kitap olabilirmiş ki ben bunu tercih ederdim. Ülkemizdeki her birey okumalı diye de not düşüyorum.
Ikinci bölüm daha çok bastırılmış kadın için kişisel gelişim yazılarından oluşuyor. Daha çok genel kitleye hitap eden sorgulama ve düşünmeye iten yazılar.