Stefan Zweig.. Bu dünyanın acılarına, zorluklarına karşı savunmasız, hassas ruhuyla kalemine sığınan ve onun yetmediği yerde de hayatına son veren insan.
Üzüyor insanı, kaçıncıdır yapıyor bunu. Hikayedeki kahramanlar hep kendisi çünkü.
1. Dünya Savaşı’ndan sonra kaleme aldığı bir eser bu da. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra da ‘Satranç’ı yazıyor ve sonra çok yaşamıyor zaten.
Kitabı beğeniyle okudum. İç hesaplaşmaları etkiliyor insanı. Hikayesini bildiğim için belki de.
Yazarla yeni tanışacaklara tavsiyem, hayatına dair bilgiler edinip okumanız olacaktır. Yoksa bunca insanın bu kadar kısa bir kitaptan neden etkilendiğini anlamama ihtimaliniz yüksek.
Kelimeler su gibi akıp gidiyor romanda.
Dönemin siyasi gerçekliğine hiç girmeyeceğim. O buna atıfta bulunmuş, bu ona demeyeceğim. Beni romanın edebi yönü ilgilendiriyor ki bu da çok başarılı. Konudan sıkılıp macera arayan arkadaşlar kendince haklıdır, yüksek çıkışları olan bir kitap değil fakat cümleler öyle güzel yerleşmiş ki hikayenin içine, ustalık bu diyorsun.
Diğer 2 romanını da okumuş bir okur olarak, bu roman favorim olabilir. Bıraktığı tesir diğerlerinden daha yüksekti.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Yazarın kendi anılarından derlediği öyküler. Yine pek etkilenmediğim kitaplardan biri olarak kaldı.
Bir de ben öykü sevmiyorum sanırım, belki de iyisine denk gelmedim.
Fakir edebiyatı değil, fakirliğin edebiyatı diye özetleyebilirim bu romanı. Çoğunluk kadar etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Farklı bir eserle vaktimi doldurmayı tercih ederdim. Bir kaç gün önce okuyup bitirdim ve geride pek bir şey bırakmadı.