📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Normalde bir sistemin en küçük canlı Birimi’ne hücre denirdi. insan ve doğada gördüğümüz bir çok canlı milyonlarca hücredan oluşan çok hücreli kompleks organizmalar iken bazı canlıların yaşaması için tek hücre bile yeterliydi.hücrelerin şekilleri bulunduğu yapıya göre değişse de ortak temel özellikleri aynıydı. Bilimin bugüne kadar yaptığı en iyi şey doğayı ve yaşamı gözlemek ve anlamaya çalışmaktı Optogenetik yönetiminin keşfedilmesinde de yine aynı mantık rol oynamıştı doğada muazzam bir çeşitlilik vardı ve her bir canlı türünün hassasiyet gösterdiği bir uyaran söz konusuydu.mesela su yosunu olarak bilinen tek hücreli bir canlı olan “Alg”ler için temel uyaran ışıktı. bu canlılar fotosentez yaptıkları için ışık nereden geliyorsa oraya doğru hareket etme yeteneğine sahiplerdi burada en önemli soru şuydu bırakın bir gözü ikinci bir hücresi bile bulunmayan tek hücreli bir alg ışığın nereden geldiğini nasıl anlayabiliyordu yapılan çalışmalar bu canlıların minik bir bölgesinde toplanan bir grup proteinin bir şekilde ışığı algıladığını ve hücrenin ışığa göre yanıt vermesini sağladığını göstermişti.
Kafatasının içinde yanıp sönen farklı renkteki ışıklarla beynindeki bir çok bölgeyi kontrol edebiliyoruz demişti Al-Hazen sadece birkaç düğmeye basarak seni dünyanın en cesur ya da en acımasız askerine dönüştürebilirim hatta 100 katlı bir binanın çatısından hiç tereddüt etmeden atlamanı bile sağlayabilirim işte bu Sihrin adı Optogenetik ( guyton ve hall)
2005 yılında bilim dünyası çok ilginç bir teknikle tanışmıştı ardından gelen çalışmalarla iyice şekillenen yeni bilimsel yöntem 2010 yılında yılın en iyi yöntemi seçildi ve sinir bilim çalışmalarında çok büyük bir çığır açtı. ileride insanın kaderini değiştirecek olan bu bilimsel yöntemin adı Optogenetikti. devletlerin ya da çok büyük şirketlerin yıllarca hayalini kurduğu insanların beyinlerini uzaktan kontrol edebilme fikri nihayet optogenetik ile başarıya ulaşacaktı. Bir takım ışık kaynakları aracılığıyla kafatasının içinde çeşitli renklerde ışık veriliyordu bu ışığı kafanın dışından görme imkanı yoktu bunlar beni kıvrımlarını aydınlatan ve sadece nöronların şahit olduğu ışıklardı.