Aslında erkekler fiziksel değil duygusal sebeplerden aldatırlar. Erkekler kendilerine güvenden değil arızalı hallerinden ötürü aldatırlar. Kendini arzulanır bulduklarından değil, yetersizlik hislerinden dolayı aldatırlar.
Erkekler dünyayı eylemleriyle dize getirmek zorundalar, kadınlar ise bunu edilgenlikleriyle yapabilirler. Bu sebeple erkekler olağanüstü bir endişe ve oldukça içsel bir acı içinde yaşarlar. Kadınlar "planı olan" erkekleri cazip bulurlar. Başarı onların mıknatısıdır. Böylece erkekler yeterli olamamanın, sürekli başarılı olma mecburiyetinin getirdiği daimi bir güvensizlik duygusu içinde yaşarlar. Dolayısıyla doyumsuzluk hissini artıran her şeyden nefret eder, artık rekabet etmek zorunda kalmadıkları kadınlar ararlar. Başka erkeklerin gözü olan baştan çıkarıcı bir kadın erkekleri şiddetle kaçmaya çalıştıkları rekabet ortamına geri sokar.
"Hazreti Musa Firavuna demiş ki orospuluk yapma, padişahsan padişahlığını bil dürzü. Susasam sen bana Ağrı Dağı'ndan kar vermezsin; ama çölde sen benden su istesen, kursağımdaki suyun hepsini sana veririm. Hazreti İbrahim, Nemrut'a demiş ki, 'Ulan pezevenk, sen beni ateşe attın. Sen dağ başında gece evime gelseydin, ben seni misafir ederdim.' Hazreti Eyüp'ün vücuduna kurt düşmüş, bütün vücudu kıvıl kıvıl kurt mahşerine dönmüş. Bu arada bir kurt yere düşmüş. Peygamber eğilip kurdu yerden almış, nerden düşmüşse oraya koymuş. 'Ey kurt, demiş; 'ey güzeller güzeli kurt, sen benim vücudumun misafirisin, nereye düşüyorsun?'"