Hikaye iş adamı Henry Ford'un gelişinden 632 yıl sonrasında geçmektedir. Bu yeni dünyada Ford ilâhlaşmış ve mantalitesi toplumun bütün yaşayış biçimine uyarlanmıştır.
Kitapta gelecekteki duygusuz, tamamen hazları için yaşayan, amaçsız, tüketim toplumu kara mizahla kaleme alınmış.
Bir düşünün... Totalirizme dayalı dünya devleti; toplumu bir makine gibi işleyecek biçimde bizzat biçimlendirmektedir. Toplum uyuşturucu haplara bağlanmış, ayakta uyutulmaktadır. Anne, baba, sevgilik, evlilik gibi kavramlar tarihten silinmiş, "Herkes herkese aittir." düşüncesiyle isteyen herkes hoşlandığı kişiyle cinsel birliktelik yaşayabilmektedir. Insanlar kısırlaştırılmış, üreme ise laboratuvarlarda seri üretimle sağlanmaktadır. Dünyaya gelecek bireylerin karakteristik ve fiziksel özellikleri genleriyle oynanarak kendi düzenlerine uydurularak, toplumsal yarar sağlayacak biçimde manipüle edilmektedir. Doğan çocuk daha bebekken çeşitli bilimsel uygulamalarla, hipnopedyayla şartlandırılmaktadır. Birey devletin istikrarını sarsacak her türlü içgüdüden tiksindirilerek yetiştirilmektedir. Bütün sosyal etkinlikler toplumu tüketime yöneltecek biçimde tasarlanmıştır. Devlet, insanlara köleliklerini sevdirerek benimsetmiştir.
İşte böyle bir devirde, bu sistemden izole bir hayat süren John'un kendini bir anda bu toplumun içinde bularak yaşadığı şoku ve dehşeti konu almaktadır kitap. Toplumsal ilişkiler, hayatımızdaki idealler, ahlaki kuralların esrimesi ve din felsefesi üzerine birçok konuya değinmeden geçmeyen, çok başarılı distopya eseri yazmış Huxley.
Fahrenheit 451 ve 1984 gibi kitapları okuyup beğendiyseniz ve bilimkurgu seviyorsanız kesinlikle bu kitabı da okumadan geçmeyin derim. Zira bence hepsinden daha başarılı bir eser çıkmış ortaya. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. :)