Ferhat G.

Ferhat G.
@FBardamu
3/10
·400 syf.··
2022 52. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2022 00:42
Bu kitabı keşfim Ayrıntı Yayınevi yeraltı edebiyatı dizisindeki kitapları incelemem esnasında oldu. Kitabın ismi ilgimi çekmiş, Nirvana grubunun Where Did You Sleep Last Night? şarkısı ile bir bağlantısı olup olmadığını merak etmiştim. Konusuna baktığımda ise nokta atışı olduğunu fark edince heyecanlanmıştım. Hele ki kitabın isminin en sevdiğim şarkılardan birinden alması, beni kitabı okunacaklar listeme almaya itti. Kitabın elime ulaşması ve okumaya başlayış sürecimde de heyecanımdan bir şey yitirmemiştim. Kitap ilk etapta fena gelmemiş(Kurt Cobain'e olan sempatim gözümü kararttı herhalde.) ancak okudukça hayal kırıklığım giderek artmıştı. Zira bir kitap ancak bu kadar boş olabilirdi. Kitabın konusuna gelecek olursak, eser(!?!) efsane Nirvana grubunun vokalisti Kurt Cobain'in ölümünden sonra tekrar dünyada gözünü açışını ve yaşadığı tutkulu, tuhaf bir aşk ilişkisi üzerine. Nirvana grubu 1987 yılında kurulmuş ve sadece 7 senecik kısa bir süre içerisinde müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmış, albüm satışları rekorlar kırarak müzik piyasasını alt-üst etmişti. Nirvana müzik dünyasına Grunge Rock gibi yeni bir akım getirmiş, Smells Like Teen Spirit şarkısı çeyrek yüzyılın en iyi şarkısı seçilmişti. Kurt Cobain şarkıları, çılgın sahne şovları(elektrosunu konuştururken gitarını sağa sola vurarak parçalamak, yerde yuvarlanarak solo atmak, amfiye kafa atmak gibi...) karizması, doğallığı, başarısı ve vurucu şarkı sözleriyle kısa vadede gönülleri fethetmişti. Etkilemeyi başardığı naçizane dinleyicilerinden birisi de bendim. Lise yıllarımdan beri aktif olarak dinler, dinledikçe de o zamanlardaki tadı hala alabilmekteyim. Şimdi bunları niye anlatıyorum? Kitapta sevgili Kurt Cobainimiz bir tür reenkarnasyon sonucu dünyaya geri gelmiş ve bu yeni hayatında, yeni bir
Edebiyat
Dün Gece Nerede Uyudun?Lynn Crosbie · Ayrıntı Yayınları · 201630 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Kerbela'dan beter oldu Dersim'in hali."
8/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2020 01:13
Öncelikle, yazar coğrafyaya hakimiyetiyle kitabında Dersim'in o doğal güzelliklerini o kadar güzel kaleme almış ki, yıllar sonra yine kendimi Dersim'de buldum sanki. Sadece coğrafi bilgileri değil , kullandığı kelimeler ve betimlemelerle de kültüre bir o kadar hakim olduğunu gösteriyor. Okuyacak olanlar için bu kültüre yabancı olanlar, kitabın betimlemelerinde neyden bahsettiği konusunda zorluk çekebilirler. Hızır ve Ziyaret gibileri bunların da en basiti.. Kitapta geçen olayların hikayesi ise eski Dersimli ihtiyarlarımızın ağzından dökülenler, başından geçen olayların romanlaştırılmış hali. Yıl 1930'lar. Dersimde aşiret savaşları had safhadadır. Ordu ise Dersimli aşiret ağalarına silahlarınızı teslim edin çağrısı yapmış, lakin Dersimliler tarih boyu gördükleri zulümler, çektikleri acılardan dolayı devlete güvenmemektedir. Sayısız kez Dersim halkı yok olma tehlikesiyle burun buruna gelmiş ama pes etmemiştir. Üstelik sadece silahları değil, inançları ve kültürleri de bir kenara bırakmaları talep edilmiştir. Halksa geri adım atmamaktadır. Tarihte yaşanan bu olaylar hakkında ordunun yaptığı harekat için "sert müdahale' deniyor, bana kalırsa bu betimleme 'hafif' kaçıyor. Askeri harekatın başlaması sonrası aşiretler eline silahlarını alarak direnmeye başlıyor, lakin ölenler sadece direnişçiler olmuyor. Harekat esnasında köylerin bombalanması sonucu sayısız masum kadın, çocuk ve yaşlı canlarından oluyor. Olaylar bununla da kalmıyor, köyler yakılıyor, ele geçirilen halk toplu bir şekilde cinsiyet ya da yaş ayırt etmeksizin infaz ediliyor. Sağ kalanların ise kaderleri daha parlak olmaktan uzak kalıyor. Ellerinden hayvan sürüleri ve erzağı alınan halk silah zoruyla göçe zorlanıyor. Halk mecbur aç ve sefil bir şekilde yollarda buluyor kendini. Memleketinden dönmemek üzere
DersimMuzaffer Oruçoğlu · Belge Yayınları · 201691 okunma
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2020 12:49
Hikaye; Aydın'ın Nazilli ilçesine bağlı Kuyucak köyünde başlayıp, Balıkesir'in Edremit ilçesinde geçmektedir. Henüz 9 yaşındayken; ömür denilen şeyin son perdesi olan ölüm olgusuyla erken yüzleşen Yusuf'un hayatına tanık oluyoruz. Ama ne hayat! Evlat edinilen Yusuf, evlatlık kimliğinden sıyrılamamıştır. Bir yandan da çevresindeki zıvanadan çıkmışlığa karşı yılmadan, ruhundan terini dökerek verdiği bir erdem mücadelesini anlatıyor bize. Asla tam manasıyla özgür hissedememiş, yine de diz çökmemiştir bu bozuk düzene. Adaşı gibi kuyudan çekip çıkaranı da olmamıştır. Eser, taşra yaşantısını çok güzel bir betimlemeyle sunuyor. Bu tip küçük yerleşkelerde, ekonomik egemenliğe sahip, nüfuzlu kişilerin toplum üzerindeki hegemonyası, maddi gücü, dokunulmazlığı ve keyfe keder yaptığı zulmü gözler önüne seriyor. Geçtiği dönemin şartlarını, iyiliğin kötülükle mücadelesini, başarılı bir şekilde aktarıyor Sabahattin Ali . Kitap güzel mi? O kadar sürükleyici ki, kitabı saatlerce elinizde tutmaktan bilekleriniz ve dirsekleriniz yorulabilir ve yine de bırakamazsınız. Okuyun, ama nefes almayı da unutmayın. :) Keyifli okumalar.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2020 17:38
Farklı üslubuyla yine kendini göstermiş yazar. Bu kitapta baş karakteri Hikmet'in iç yolculuğunda kendisine refakat ediyoruz. Karakterin kendi iç buhranını, kendisiyle verdiği savaşı konu alıyor kitap... Kendi özeleştirisini ağır bir şekilde yapıp, içini dökerek, aslında bütün bireylerde var olan problemleriyle, ifşa ediyor bütün insanlığı... Ayak uyduramadığı hayatı ve toplumu rol yaparak, kendi "oyunlar"ıyla çekilir kılmaya çalışıyor. Tavsiyem bu kitabı her yerde; işe giderken, bir anlık boşluklarınızda okumayın. Eğer yazarı anlamak istiyorsanız, bir odaya kapanın ve dış dünyadan kendinizi izole edin. Bir 'ben' bulacaksınız sayfalarında gezinirken. İç sesinizin yazılara döküldüğünü görecek, bilinçaltınızda bir yolculuğa çıkacaksınız. Kendinizden çok fazla şey bulacaksınız. Yazarın da olayı bu zaten sizi size anlatması. Kitap o kadar içinize işliyor ki, bitirdikten sonra çıkarıp bir sigara yaktım. :) Kitaplarında bas bas bağırıyor Oğuz Atay , "yaşarken anlaşılmaya mecburum.." diyor. Fakat kötü bir ironiyle ölümünden çok sonra anlaşılıyor eserlerinin, kendisinin kıymeti. Tutunamayanlar kitabını okuyup beğenen herkesin, kesinlikle bu kitapta da aynı hisleri bulacağına inanıyorum ve okumanızı tavsiye ediyorum. Aynı hissiyat, benzer sorunlar ama daha oturmuş bir bir kurgu mevzubahis bu sefer.. Yine de ben Tutunamayanlar'ı daha çok beğenmiştim, belki de bu hisleri ilk tattıran olduğu içindir, bilemiyorum. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum, çok bekletmeyin derim :)
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
9/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 23:47
Hikaye iş adamı Henry Ford'un gelişinden 632 yıl sonrasında geçmektedir. Bu yeni dünyada Ford ilâhlaşmış ve mantalitesi toplumun bütün yaşayış biçimine uyarlanmıştır. Kitapta gelecekteki duygusuz, tamamen hazları için yaşayan, amaçsız, tüketim toplumu kara mizahla kaleme alınmış. Bir düşünün... Totalirizme dayalı dünya devleti; toplumu bir makine gibi işleyecek biçimde bizzat biçimlendirmektedir. Toplum uyuşturucu haplara bağlanmış, ayakta uyutulmaktadır. Anne, baba, sevgilik, evlilik gibi kavramlar tarihten silinmiş, "Herkes herkese aittir." düşüncesiyle isteyen herkes hoşlandığı kişiyle cinsel birliktelik yaşayabilmektedir. Insanlar kısırlaştırılmış, üreme ise laboratuvarlarda seri üretimle sağlanmaktadır. Dünyaya gelecek bireylerin karakteristik ve fiziksel özellikleri genleriyle oynanarak kendi düzenlerine uydurularak, toplumsal yarar sağlayacak biçimde manipüle edilmektedir. Doğan çocuk daha bebekken çeşitli bilimsel uygulamalarla, hipnopedyayla şartlandırılmaktadır. Birey devletin istikrarını sarsacak her türlü içgüdüden tiksindirilerek yetiştirilmektedir. Bütün sosyal etkinlikler toplumu tüketime yöneltecek biçimde tasarlanmıştır. Devlet, insanlara köleliklerini sevdirerek benimsetmiştir. İşte böyle bir devirde, bu sistemden izole bir hayat süren John'un kendini bir anda bu toplumun içinde bularak yaşadığı şoku ve dehşeti konu almaktadır kitap. Toplumsal ilişkiler, hayatımızdaki idealler, ahlaki kuralların esrimesi ve din felsefesi üzerine birçok konuya değinmeden geçmeyen, çok başarılı distopya eseri yazmış Huxley. Fahrenheit 451 ve 1984 gibi kitapları okuyup beğendiyseniz ve bilimkurgu seviyorsanız kesinlikle bu kitabı da okumadan geçmeyin derim. Zira bence hepsinden daha başarılı bir eser çıkmış ortaya. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. :)
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma