Ferah

Ferah
Emekli
Balıkesir
Kayseri, 15 Şubat
2.008 moderatör puanı
6,2bin kütüphaneci puanı
9654 okur puanı
Kasım 2014 tarihinde katıldı
Para hikaye :)
Hayatta bir denge içinde yaşayan, koşullara direnebilen insanların çoğu, aslında çok da talihli sayılabilecek aile ortalarından gelen insanlar değillerdi. Ya yoksul koşullarda ya da çok kalabalık aile ortamlarında yaşamışlardı. Parasızlık, kıskançlık ve farklı tutkular aile fertlerinin ruhlarında derin yaralar açmıştı. Ama buna rağmen aileyi bir arada tutan ruhsal bütünlük çökmemişti.
Sayfa 35 - Yapı Kredi Yayınları
Roman
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Erkekler ağlamaz :)
"Erkeklik" dayanılması güç bir şey karşısında çöküp gitmek değildi. Bir çözüm bulmak, uzlaşmaya varmak, hayatın dayatması karşısında "sonuçlar çıkarmak", gerekirse kendimizi küçük düşürmekten korkmadan, yaralarımızı ortaya koymak, herkese göstermek belki daha erkekçe bir davranıştı.
Sayfa 29 - Yapı Kredi Yayınları
Roman
"Bulama Taşlarına" İthafen
Taş Sektirme Ustası Daha ufakken tanıştım, çocukluk masumiyetimin huzuru beş taşlar, sek sek taşları ve kafamı kanatan taşlarla. Rahmetli dedem taş ustasıydı,  Makedonya'ya duyduğu özleminin taşlarını ilmek ilmek döşerdi Arnavut kaldırımlarına. Taşlarını da kendi yapmıştı, öldüklerinde yan yana olmak istediği kendinin ve ninemin mezarlarına. Birlikte gider boş mezarının sağını solunu temizlerdik, Yesevi kadar değildi bilirdim yine de imrenirdim "ben kalacağım burada deyişindeki," evin ilk sahibi olmanın coşkusuna. Bahçesinde adı Kıtmir olmasa da köpeği bulunan, Eshab-ı  Kehf huzurunda kocaman taş bir evimiz, koskocaman bir ailemiz vardı, kimsenin eteğinde taş biriktirmediği, herkesin birbirini anlayıp sevdiği, boğazlarına taş gibi yumruların oturmadığı, birbirlerini kendilerine benzetmek yerine birbirine benzeyebildiği "taşlar gibi yatın, kuşlar gibi kalkın" sözlerinin eşliğinde çocukların büyütüldüğü, "Allah taş eder" korkusunun öğretilmediği. Ailenin kadınları taş gibi alımlı, sağlam, erkekleri sırtını dayayacağın kadar güvenli. Kutsal kılınmazdı, putlaştırılmazdı akrabalık dereceleri, insan sevilir, çocuk okşanır, büyüğe hürmet edilirdi. Tüm taşlar yerli yerinde iken kentleşme gereksizliği nedeniyle taşlar yerinden oynadı. Önce kocaman taş gibi evimiz yıkıldı, sonrasında taş gibi kadınları, erkekleri göç etti. Kalanlar gidenlerin hatırasını evlerinin bir köşesinde özlemle muhafaza etti. Dedemin ametist taşı tesbihi, ninemin elmas küpeleri, halamın tencerede dolmalar şişmesin diye üzerine koyduğu dolma taşları. Gidenlerle tanışmaya yetişemeyenlere kalanlar bir bir anlattı, gidenlerden kalan taşların ehemmiyetini. O yıllarda öğrendim taşların verdiği, sıcacık birlikteliğin aranılan özlemini. Tanımadıkları da olmadı değil
Hayat
Bahanesi Olmaz :)
Saygıdeğer ve onurlu bir insan sinirli olmamalı, diye düşünürdü. Elbette eğer birinin yapısında daha doğarken beraberinde getirdiği böyle bir zayıflık varsa, o başkaydı. Ama bunun dışında her duruma uygun bir şekilde kullanılan bu anahtar kelimeyi kabul etmiyordu. Bunu çağın, olur olmaz başvurulan bir gerekçesi olarak görüyordu. Karmaşık ve önemli bir sorumluluk duygusunu sırtından kolayca atmak isteyen insanların başvurduğu bir mazeretten başka bir şey değildi. İnsan ya "hasta" olurdu ya da "sağlıklı" ama "sinirli" olamazdı.
Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları
Roman
XXL Hayatlar :)
Ona göre bedenlerinin rahatı ve talepleri için fazla zaman ve kaynak ayıranlar eninde sonunda ruhsal olarak da gevşerler, düşünsel dinamizmlerini de kaybederlerdi.
Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları
Roman