Rivayet olunur ki Abdullah b. Übeyy b. Selül'ün kızı Cemile, kocası Sabit b. Kays'i sevmezmiş. Resulullah'a gelmiş de, "Ya Resulallah! Ne ben, ne Sabit, başlarımızı hiç bir şey bir araya getiremeyecek. Vallahi dininde, ahlakında bir ayıbını görmüyorum. Bir gün perdenin bir tarafını kaldırıp baktım, karşıdan bir kaç kişi içinde gördüm; ne göreyim içlerinde en siyahı, en kısası en çirkin yüzlüsü o." demiş. sonra bu ayetin inmesi ile Sabit'ten mehir olarak aldığı bahçeyi ona verip boşanmıştı. (Nesai -İbni Mace)
Rivayet olunur ki Abdullah b. Übeyy b. Selül'ün kızı Cemile, kocası Sabit b. Kays'i sevmezmiş. Resulullah'a gelmiş de, "Ya Resulallah! Ne ben, ne Sabit, başlarımızı hiç bir şey bir araya getiremeyecek. Vallahi dininde, ahlakında bir ayıbını görmüyorum. Bir gün perdenin bir tarafını kaldırıp baktım, karşıdan bir kaç kişi içinde gördüm; ne göreyim içlerinde en siyahı, en kısası en çirkin yüzlüsü o." demiş. sonra bu ayetin inmesi ile Sabit'ten mehir olarak aldığı bahçeyi ona verip boşanmıştı. (Nesai -İbni Mace)
Mümin - Evet, akıl diyorum! Aklın, nihaî hamle ve kazanç olarak, kendi kifayetsizliğini anlamasından, kendi kendisini tahrip etmesinden başka hiçbir nasibi yoktur. Nitekim, kendisinden evvelki akılcılar sistemini yıkmış olan Garpli bir filozof, hasımlarının "sen akılcılık mesleğini yıktın ama, metodun aklîdir; buna ne dersin?" sözüne şu cevabı vermiştir: "Demek ki, aklin en üstün ve en nihaî faaliyeti, kendi metoduyle kendi kendisini tahrip etmekmiş...