Yalnızca nesnelerin değerli olduğu bir dünyada, insan da nesneler arasında bir nesne olmuş, ne yazık ki nesnelerin en ucuzu ve güçsüzü konumuna düşmüştür.
Mesela, birisi kendine bir erkek evlat ister. Cenab-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evladını veriyor. "Duası kabul olunmadı." denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi." denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi." denilmez, belki "Daha enfa' bir surette kabul edildi." denilir. Ve hâkeza…
İnsanın kendisi olmasına izin ve imkan barındırmayan aidiyetler gerçek aidiyetler değildir, sömürüdür. "İyi eş':
"iyi evlat': "iyi anne/baba: "iyi vatandaş" tanımı altında bize öğretilenler, "iyi eş': "iyi evlat': "iyi anne/baba': "iyi vatandaş" olduğunu zannederken kendisini içten içe mutsuz ettiğini bilmediği çıkmaza sokan, bunun bedelini başta kendi çocukları olmak üzere etrafındaki herkese ödettiğinin farkında olmayan bireyler meydana getirir.