Fatih

Fatih
@Fatih50a
Nilüfer / Bursa
Nevşehir, 1 Ocak 1984
63 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Nesnel Varlık ile ve Algılayan Öznenin İlişkisi
Hiçbir bilinçli varlık olmasa bile nesnel dünyanın varolacağı ilk bakışta su götürmez bir doğruluk gibi görünür. Çünkü bu, genelde, içindeki çelişkiler aydınlatılmadan düşünülebilir. Gelgelelim bu soyut düşünceyi anlamak istersek, açıkçası onu algının tasarımlarından türetmek istersek işler değişir. Bu düşünce, (soyut her şey gibi; ancak algının tasarımlarıyla bir içerik, doğruluk elde eder. Buna göre de bilen bir özne olmadan nesnel dünyayı tasarlamaya çalışırsak şunun farkına varırız: Tasarladığımız şey, gerçekte tasarlamayı amaçladığımız şeyin tersidir. Tasarladığımız şey, nesnel dünyayı algılayan bilen öznenin anlama yetisindeki bir süreçten başka bir şey değildir. Dolayısıyla o tam da dışlamak istediğimiz şeydir. Çünkü, bu algılanabilir gerçek dünya besbelli ki beynin bir görüngüsüdür. Bu yüzden, dünyanın bir görüngü olma niteliği ile bütün bireylerin beyinlerinden bağımsız olarak da var olması gerektiği varsayımında bir çelişki vardır.
Reklam

Fatih

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
24 saatte okudu
·
2024 18. kitabı
Carl Gustav Jung
8.2/10 · 2.753 okunma
Kendimizde bilincinde olmadığımız her şeyi komşumuzda keşfederiz ve ona göre davranırız. Uygarlığımızda ona zehir içirtmeyiz; onu yakmayız veya onu çivilemeyiz; ama onu en derin inançlarla vurgulanmış ahlaki yargılar kanalıyla yaralarız. Onda mücadele ettiğimiz şey genellikle bizim kendi kötü yönümüzdür.
"Hiçbir insani şey, uğrunda büyük gayrete değmez. " (Platon)
Herkes başkasında, kendisinin her türden suçlarını, hatalarını, kötü davranışlarını ve çirkinliklerini açıkça gördüğü bir ayna bulur. Ancak çoğu durumda, bu ayna karşısında, kendini gördüğünü bilmediği ve karşısında bir başka köpeğin olduğunu zannettiği için aynaya havlayan bir köpek gibi davranır.