Mukayesenin rahmet değil zahmet olmaya başlaması "Herkese Benzemek" istemekle başlıyor. Kıyas, ilerlemek için bir basamak kullanmak yerine kendi eksiğine çok fazla odaklanıp kendini yetersiz hissetmek için kullandığında rahmet zahmete dönüşüyor. Öğrenilmiş çaresizliğe sürükleyen her kıyas, kendi içinde insanı umutsuzluğa sürüklüyor.
Hayat, aynı bisiklete binerken olduğu gibi durduğun zaman düşürüyordu seni. İlerlemek istiyorsan hep ileri bakman ve asla durmaman gerekiyordu. Geriye bakarsan çarpıyor, yavaşlarsan arkada kalıyordun. Çok hızlı pedal çevirirsen bu defa da yoruluyordun tıpkı yaşarken olduğu gibi.
BEN ilk ciddi aydınlanmamı "Haşema" kelimesinin açılımının "Hakiki Şeriat Mayosu" olduğunu öğrendiğim zaman yaşadım. Bunun böyle olmadığını söyleyenler var ama böyle olduğunu düşünmek daha eglenceli bence. İkinci aydınlanmamı da "gamzedeyim deva bulmam" şarkısında geçen "gamzedeyim" sözünün gamzenin içinde bulunma hali değil, dert anlamındaki "gam" ile zarar gören anlamındaki "zede" kelimelerinin birleşimi olduğunu öğrendiğim zaman yaşamıştım.
Bu toplumsal denetimden tabii ki erkekler de kaçamıyor. Erkek olmak, başarını kaç ev alabildiğin, ne kadar maaş kazandığın ile ölçülüyor. Rakamsal olarak toplumu tatmin edemediğin hiçbir başarı, artık başarıdan sayılmıyor.
Başarılı olman yetmiyor toplum için; ne kadar başarılı olduğunu da merak ediyorlar.