Nur Akdemir, Aslında Özgürsün'ü inceledi.
18 dk. · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Duygu Asena'nın kitaplarını bütün kadınlar okumalı. Bastırılmış duyguların su yüzüne çıkması, bir kadın evli olunca tüm duygulara kapısını kapatmalı mıdır? Kadınların başka uğraşları olmalı. Kitap o kadar akıcı ve sürükleyici ki bir an önce bitirmek istiyorsunuz.
Belgin'in hayatına bakarak; Çocuk sahibi olmadan önce insanları iyice sınavdan geçirmeli, testlere tabi tutması gerektiğini anlıyorsunuz.
Berna'ya bakınca da her ne kadar özgür ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın olarak görünse de hayatında bir erkek olmadan yaşayamıyor.
Roman'ı okuduğumda ne güzel bir dostluk diyorsunuz. Her ne yaşıyorlarsa anlatabileceği ve sır taşıyabileceği bir dostluk.

Kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Zeynep, bir alıntı ekledi.
19 dk.

Biri Bizi Öldürüyor
Bugün doğacak çocuklar için isimler: erkek olursa fırsat, kız olursa fıtrat!

Reklamı Atla, Seray Şahiner (Sayfa 50 - Can yayınları)Reklamı Atla, Seray Şahiner (Sayfa 50 - Can yayınları)

Ali Murat İrat
Eğer yemek yapmak ve çocuk bakmak gibi bazı işlerin yalnızca kadınlara has olduğunu düşünüyorsanız ve hatta bundan başka bir durumun mümkün olmasını tasavvur dahi edemiyorsanız, ev kadınlığı ve anneliğin kadınların üzerine neden bir meslek gibi yapıştırıldığını anlayamıyorsanız, ev işlerindeki bu ayrımın kendisinin bile bir tahakküm ilişkisi olduğunu çözemediyseniz, siz, ister kadın olun ister erkek, erkek egemenliğin has yandaşısınızdır.

KRİKOR ZOHRAB'IN KONUŞMASINDAN

107 Yıl Önce Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda "Zina" Konulu Oturum

"Çünkü efendiler, bir kadınla bir erkeğin temasından mutlaka en ziyade kabahatli olan, daima erkektir. Zira her erkekte kadına nispetle daha fazla hürriyet, nüfuz, imkân var. Aksi sabit oluncaya kadar denilebilir ki, kadın iğfal olunur, erkek iğfal eder."

107 yıl önce Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında ceza kanunu tartışılırken zina meselesini Ermeni Mebus Krikor Zohrab gündeme getirmişti. Zohrab'ın zinanın ceza kanundan çıkarılması gerektiği, kadın erkek eşitliğinin kurulması yönünde yaptığı tarihi konuşmayı aktarıyoruz.

‘Zina’ Üzerine Sözleri

Nitekim 18 Nisan 1911 tarihinde ceza kanunu tartışılırken “Zina” maddesinin baştan ele alınması konusunda ısrar eder.

Kadının erkeğe eşit olduğu yönünde yaptığı konuşmada, zinada kadını cezalandırarak toplum dışına iter, “Gayrimeşru çocuk” kavramının ortaya çıkmasında erkeklerin de payı olduğunu açıkça ifade ederek, kadına verilen cezanın sembolik seviyeye indirilmesini savunur.

Zohrab meclisi hareketlendiren konuşmasına, kadınlar üzerinde karar veren meclisin erkek mebuslardan oluşmasındaki haksız, adaletsiz duruma işaret ederek başlar:

“...(öyle) bir Mecliste hâkimiyet icra ediyoruz ki, biz orada hem savcı hem de hâkimiz. Erkekler, kadınlar üzerinde olan hukukunu tahkim etmek için uğraşıyorlar. ."

İslamiyet’te erkekler için çok eşlilik hakkı varken, erkeğin buna rağmen zinaya başvurması halinde, kadına göre daha fazla suçlama gerekmektedir. O nedenle, Zohrab, zina halinde erkeğin daha fazla cezayı hak etmesi gerektiğini savunur.

“Bu cürümde (zina) en büyük kabahat erkeklerdedir...”

Bu sözler üzerine salonda önce uğultu şeklinde başlayan hareketlenme, daha sonra adeta bir ayaklanmaya dönüşür. Zohrab ortamın sakinleşmesini bekledikten sonra, “bu tahammülsüzlüğünüzün nedeni, erkeklerin zorla kadınlar üzerinde egemenliğini muhafaza etmesinden kaynaklanıyor” diyerek sert bir çıkış yapar ve sakin bir şekilde sözlerine devam eder:

"Erkekler için bilhassa ahkâm-ı İslamiyyede çok eşlilik vardır; demek, onlar, şehvet duygularını en geniş biçimde icra etmek için her türlü kolaylığa sahiptirler. Kadınlar için bu genişlik yoktur. Böyle bir imkâna sahip olan erkek, bununla yetinmeyip de öte tarafına geçerse, zannederim, ona nispetle daha mahdut bir hakka sahip olan bir kadına karşı kendi vaziyeti daha ağır olmalıdır. Fakat böyle olmuyor. Sonra Ceza Kanununda erkeklere bir hak veriyorsunuz. Eğer kendi zevcesini veya mahreminden birinin başka bir erkekle bir münasebette bulunduğunu görürse, onu katletmek selahiyetini veriyor. Bu müthiş selahiyeti kadınlara vermediniz."

Zohrab bu sözlerle İslam hukukunun kadın erkek ilişkisini belirleyenyanına eleştirisini getirmektedir. Zina sonunda dünyaya gelen çocuğun toplum içinde aşağılanmasına karşı çıkan Zohrab, aksine bu çocukların diğer çocuklarla eşit olması gereğini savunmaktadır.

“20. asırda… Ben bu nesebi tahrip meselesini anlayamıyorum. Ortaçağda asilzadelik davaları vardı, fakat 20. da bu davalar duyulmaz. O asırlarda ben falanın oğluyum; falan benim ecdadımdandır, bu veled-i zinadır, piçtir tabirleri vardı. 20. asrın şerefi için ve bütün insaniyetin şerefi için bu tabirleri şiddetle reddederim; bundan sonra yeryüzünde yalnız insanlar vardır, veled-i zinalar, piçler yoktur.”

“… Kanun-i Esasinin, zannederim bir maddesinde veyahut esas hükümlerinde diyor ki, bütün Osmanlılar müsavidir [eşit]. Eğer babası meçhul olduğundan dolayı zaten bedbahtlığa mahkûm olan bir adamı siz Osmanlılık şerefinde, mahrum ederek bir eksiklik ile ebedi surette lekedar edecekseniz, Meşrutiyet kalır mı? Öyle ise, nesebi tahripten bahsetmeyin, babası meçhul olan Osmanlının diğerlerinden daha ziyade şayan-ı himaye olması lazım gelir. Ona, ayıplı nazarı ile bakmak doğru değildir, onun velisi millet olmak lazım gelirken, bir veli-i hususisi olmadığından dolayı onu himaye etmemek, Meşrutiyete layık mıdır? Benim nazarımda bir çocuk dünyaya geldiği günden itibaren diğer çocuklara tamamiyle eşittir."

“Bendeniz derim ki, bu gibi ahkâmda mademki (kadına verilen cezayı) büsbütün kaldırmak mümkün olmuyor, yapılacak şey, hiç değilse asgari haddi daima azaltmak, cezayı bir seneden değil, belki sekiz günden itibar etmeli ve çünkü efendiler, iyi biliniz ki bir kadınla bir erkeğin temasından mutlaka en ziyade kabahatli olan, daima erkektir. Bunu bilmemiz lazım gelir. Zira her erkekte kadına nispetle daha fazla hürriyet var, nüfuz var, imkân var. Aksi sabit oluncaya kadar denilebilir ki, kadın iğfal olunur, erkek iğfal eder.” (2)

(1) Jaklin Çelik, “Krikor Zohrab Öykücülüğü”.

(2) Osmanlı Meclisinde Bir Ermeni Mebus Krikor Zohrab, s. 181-183; Osman Köker, Meclis-i Mebusa’da Zina Tartışması, Ağustos 1998, sayı 56.

II. Meşruriyet 1908'de ilan edildiğinde, Osmanlı'nın başkenti İstanbul'dan yurdun dört bir yanına "eşitlik, kardeşlik, özgürlük" düşünceleri yayılıyor ve Osmanlı halkını oluşturan bütün unsurlar için daha güzel bir gelecek hayali tazeleniyordu. İşte Ermeni yazar, mühendis, hukukçu, siyaset adamı Krikor Zohrab da bu ortamda Meclis-i Mebusan'a girerek, üç dönem İstanbul Mebusluğu yaptı. Yedi yıllık görev süresi boyunca milletler arasında dost ve kardeşçe ilişkilerin, toplumsal eşitliğin kökleşmesi anlayışına bağlılığıyla ve keskin hitabetiyle dikkat çekti. İstanbul Ermenileri arasında 1890'lı yıllarda hâkim edebi tür olarak beliren realizm akımının öncülerinden biri olan Zohrab, öykülerinde, eğitim görmemiş, korunmasız, sıradan insanın yanında saf tutar ve toplumun dikkatini alt sınıftan bu insanların trajedisine çekmeye çalışır. Bunu yaparken de eşsiz ruhsal betimlemeler ve sosyolojik çözümlemelerle çağının insanının ve toplumunun fotoğrafını çekmeyi ihmal etmez.

Ali Çilsal, Kadın Erkek İktidar Savaşı'ı inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 1/10 puan

100 sayfalık, sayfalarda çok fazla boşluğu olan, büyük puntolu harflerle basılmış yani kısa sürede bitebilecek kitap. Fakat benim okumam birkaç saatimi aldı. Çünkü her bölümden sonra kusmam biraz uzun sürdü... İlk bölüm dışında kitap kendiyle çelişiyor. Feminizm savunmalarının olmasına rağmen aşırı cinsiyetçi tutumlar var. Ve bu cinsiyetçilik feminist olmayan insanları bile rahatsız edecek türden. En iğrenç olanlarından biri ise "baba olma duygusu" nun yapay ve modern dünyanın bir yan etkisiymiş gibi anlatılmasıydı. Kadın ve erkek, ebedi dost, ezeli düşman olan takımlar gibi, manasız bir futbol maçının iki farklı tarafına koyulmuş, alakasız örneklemelerle rekabet desteklenmiş...vs. çok afedersiniz saçma sapan bir kitaptı. Kesinlikle beğenmedim. Bunu okuyacağınıza Serdar Ortaç dinleyebilirsiniz. O kadar kötü.

Merdivenden çıkarken erkek arkadan gelirdi ki hem vücudu ifşa olmasın hem de hanımı düşerse tutabilsin diye. Aynı sebeple merdivenden inerken yine erkek önden inerdi.

Enes Bayrak, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Ada'da âdettir: Fakir her erkek çocuk bir bakkal, sütçü, ekmekçi, pastacı, kasap veya berber yanına çırak alınır. Kimse dışarıdan çırak getirmez. Ta ki, Ada çocuklarının hepsi iş bulsun...

Medarı Maişet Motoru, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 19)Medarı Maişet Motoru, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 19)
Efruzane, bir alıntı ekledi.
 11 saat önce · Kitabı okuyor

"Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadının kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır."

Hz. Muhammed, Lev Tolstoy (undefined)Hz. Muhammed, Lev Tolstoy (undefined)
AdAr, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

"Yaptığı hiçbir hata için bedel ödemeyen erkek, aynı hataları yapmaya devam eder."

Sıfır, Tunç Kılınç (Sayfa 92 - Destek Yayınevi)Sıfır, Tunç Kılınç (Sayfa 92 - Destek Yayınevi)
Çağla, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

"Hissetmek ve hissettirmek erkek olmakla adam olmak gibidir.Erkek olan sadece hissetmekle yetinir.Adam olansa hissetmekle kalmaz,bazı şeyleri karşı tarafa hissettirebilir.Mesela sevdiğini.Mesela özlediğini.Mesela varlığını."

Bana Seni Seviyorum Deme Hissettir, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 186 - Olimpos)Bana Seni Seviyorum Deme Hissettir, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 186 - Olimpos)