1000Kitap Logosu

Erkek

Hepimizin "Bunlar nasıl çift ya, 1 aya kalmaz ayrılırlar veya bu kız/erkek buna nasıl bakmış?" dediği çiftler vardır. Çoğu da ya evlenmiştir ya da 10 yıldır sevgilidir.
Nurcihan
bir alıntı ekledi.
Sevmek, sevilmekten çok daha kolaydır.
— Aşk, müthiş bir lezzete sahip özel bir ıstıraptır. Bu acıyı ancak kalbinde taşıyanlar bilir. Bu acıyı taşıyanlar, her şeyde Hak olduğunu ve her şeyin Hakk’a götürdüğünü görürler. Hak’tan başka hiçbir mevcudun olmadığını da bilirler. Bu hakikati idrak sürecinde âşıklar Hak’ta yok olurlar. Hak denizine dalarlar. Aşktan her ne tadarsanız, hangi şekil ve hangi derece olursa olsun, bu ancak ve ancak ilahi aşkın ufak bir cüzü olabilir. Kadın ve erkek arasındaki aşkta bu ilahi aşktan bir parçadır. Fakat bu dünyevi sevgi, aşk ve bu aşka götüren vasıtalar önünde bazen perde olur. Lâkin günün birinde bu perde kalkacak hakiki gaye olan hakiki Mahbup bütün ihtişamıyla tecelli edecektir. Önemli olan, ne şekilde olursa olsun bu aşkı kalpte taşıyabilmektir. Ama sevilmemiz de çok önemlidir. Sevmek, sevilmekten çok daha kolaydır. Fakat âşıksanız hakiki Mahbup’a günün birinde mutlaka vasıl olursunuz.
6
Gülizarın Kara Düğünü
Bu topraklarda veya ötelerde, kimliğini korumak adına mücadele veren tüm kadınlara, tüm halklara selam ederek başlamak istedim; çünkü ben en çok kızına Gülo adını koyan, Gülizar’ın hikâyesini anlatan klamı gözyaşları içinde okuyup ‘O zulüm görmüş, mücadele etmiş kadındır’ diyen Dengbej Gazin gibilere dair umut taşıyorum. Gülizar’ın Kara Düğünü: Adı Gulo idi. Muş’un Khars köyünün tanınmış ailelerinden Miro’nun kardeşi Ağacan’ın kızlarından biriydi. Varlıklıydılar. 13 yaşına kadar el üstünde büyümüştü. Güzeller güzeli bir kızdı. Muşlu Mirza Bey’in oğullarından Musa Bey ise Bitlis’te 300 adamıyla etrafa korku salan, zalimliği dillere destan despot bir ağaydı. Musa Bey, Miro’nun kızı Manuşak’ın düğününde gördüğü güzel Gulo’yu gözüne kestirmişti. Bir at ve ağırlığınca altın karşılığında Gülizar’ı ailesinden istedi. Vermediler. 1889 yılının ilkbaharıydı. Paskalyayı izleyen ılık pazartesi. Gece yarısı köyde kandiller sönmüş, sadece köpek sesleri vardı. Bir anda at sesleri, köpek seslerine karıştı. Musa Bey 150 adamıyla Miro’nun evini kuşattı ve zorla Gülizar’ı kaçırdı. Evlenmek istiyordu. Ama dört tane daha eşi vardı. Yöredeki şeyhler dört karısı olduğu için evlenemeyeceğini söylediler. Bu dine aykırıydı. Bunun üzerine Gülizar’ı Musa Bey’in erkek kardeşi Cezahir’le nikahladılar. Gülizar Ermeni’ydi. Hristiyandı. Ama Musa Bey’in gelini Gulo hristiyan olamazdı. Bu kabul edilemezdi. Kendi dinini reddetmesi ve müslüman olması gerekiyordu. Bu konuda yoğun baskı ve eziyet gördü. Sonunda müslümanlığı kabullenmiş gibi yapıp inancını gizli gizli sürdürdü. Musa Bey, yokluğunda Gülizar’a sahip çıkması için kız kardeşi Mıheri’yi çağırmıştı. Mıheri’nin kontrolünde geçen günler Gülizar için cehennemdi. Gizli gizli Ermenice dua ederken yakalanıyor, aşırı şiddet görüyordu. Yine böyle bir günde, buğday başaklarından yaptığı haçıyla dua ederken yakalandı. Mıheri 14 yaşındaki kızı ayakkabısının topuğuyla dövdü. Öldürüseciye dövdü. Gulo kanlar içinde bayıldı. İki hafta komada kaldı. Ayıldığında bir gözü artık görmüyordu. Mıheri’nin ayakkabısının topuğu gözünü köreltmişti. O günlerde Gulo’nun ailesi kızlarını geri almak için kapı kapı dolaşmıştı. Dönemin derin devletinden bir ağanın aracılığıyla padişah Abdülhamit’e kadar uzanmışlardı. Sonunda mahkeme açılmasını başarmışlardı. Mahkeme Gulo’yu dinleyecekti. Eğer Gulo, “beni zorla kaçırdılar, zorla müslüman yaptılar” derse, ailesine geri verilecekti. Mahkemeyi duyan Musa Bey şiddeti daha da artırdı. Gulo hergün, her saat dayak yiyordu. Mahkemeye çıkabilmesi için Musa Bey’in ailesini müslümanlığı benimsediğine ve artık kendi dinini unuttuğuna inandırmak zorundaydı. İnandırdı. Mahkemede, ailesinden artık peşini bırakmalarını isteyeceğini söyledi. Tamam dediler ama tehdit de ettiler. “Verdiğin sözden dönecek olursan bedelini ödeyeceksin!” Gulo mahkemeye çıkmak için Bitlis’e götürüldüğünde kalabalık içinde annesiyle karşılaştı. Çok soğukkanlıydı. Herkesin duyacağı şekilde annesine seslendi. Git ana, ben artık Müslüman’ım! Peşimi bırakın, görmüyor musunuz, ben halimden memnunum” Ama annesi boynuna sarıldığında kulağına fısıldadı. “Ben Ermeniyim, Ermeni öleceğim, beni kurtarın anne!” Mahkemeyi büyük bir kalabalık izliyordu. Çoğunluk nefret dolu gözlerle Gulo’ya bakıyordu. Hakim sordu. “Ermeni misin, Müslüman mısın?” Gülo’nun nefesi tutuldu. Tüm bedenini ateş basmıştı. Sanki kalbi duracaktı. Soğuk bir ter döktü. Titremeye başladı. Aklına Musa beyin ölüm tehditi geldi. Bir kendisini nefretle izleyenlere baktı, bir de ailesinin şefkatli yüzlerine. Ve elbiselerini yırtarak haykırdı. “Kaçırıldığım gün neysem, babamın evine öyle dönmek istiyorum! Beni bu zulümden kurtarın!” Kurtuldu. Gulo, o yıllarda Kürt ve Türk ağalar tarafından kaçırılan yüzlerce Ermeni kızı arasında, mahkeme kararıyla ilk kurtulandı. Gulo’yu kaçıran Musa bey Mekke’ye sürüldü. Bir yıllık cezasını çektikten sonra geri döndü ve Sultan Abdülhamit tarafından bir Hamidiye Alayı’nın başına getirildi. O dönemin şartlarında, gelenek ve göreneklerde namusu kirletilmiş bir kızın yaşama şansı pek yoktu. Bir töre cinayetine kurban gitmesi olasıydı. Ancak Muş Ermenilerinin liderlerinden, ‘Mışo Keğam’ lakaplı Keğam Der Garabedyan Gulo’yu nikahladı. Çiftin iki çocukları oldu. Gülizar ve Keğam İstanbul’da vefat ettiler. Şişli Ermeni Mezarlığı’nda yatıyorlar. Gulo’nun hikayesi bugün bile o yörelerde kulaktan kulağa aktarılıyor. Ağıtlara, türkülere konu olur.
5
Dilan
bir alıntı ekledi.
bu tarz erkeğin tahrik olmak için nedene ihtiyacı yok da neyse.
Türkiye'de ise tersine, kadının kapatılması, erkek cinselliğinin denetim altına alınmasının bir yolu olarak düşünülür. Örneğin saç, özellikle erotik kabul edilir. Bir komşum "bir erkek saçını görürse, hemen seni ister" demişti.
Carol Delaney
Sayfa 61 - İletişim Yayınları
14
Aylin
bir alıntı ekledi.
Psikolojik açıdan kadın erkek ayrımını tamamiyle yanlış buluyorum. Çünkü gerçek bir insan, kadınla erkeğin uyumlu bir karışımıdır. Kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt erkek olan bir kişi, gerçek bir insan sayılamayacağı gibi, kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt kadın olan bir kişi de gerçek bir insan sayılamaz. Ancak kadınlara özgü bilinen niteliklerle erkeklere özgü bilinen nitelikleri kendi bedenlerini uyumla kaynaştıranlar gerçek insanlardır. Cinsel açıdan değil, ama ruhsal açıdan biraz hermafrodit olmak gerekir, gerçek bir insan sayılabilmek için.
10