Yaşadığı dönemin sosyal ve toplumsal olarak ilerisinde olan, ahlaki ve toplum kurallarını manasız bulup kendi ahlak ve toplum kurallarının diğerlerine uymaması sonucu ağır bir depresyona giren kadının otobiyografi sayılabilecek bir eseri. Okurken bağlamdan bağlama geçmek, akışı olayları takip edememe dışında günümüz düşünce yapısı ile okuduğumda oldukça sinir bozucu gelen bir kitaptı. Ama yaşandığı toplum içerisinde sorulan sorular çağın ilerisiydi. Neden kadınlar evlenmek için kariyerinden vazgeçsin? Neden kadınlar için ahlak kuralları çok katı iken erkekler de bu kadar esnek? Neden evlenince çok çocuk yapmak gerek? Neden kadın evinin ve erkeğinin her ihtiyacını karşılayacak makinemsi bir canlı olmak zorunda, kadın neden nesne konumunda ve duyguları da kişisel varlığı da söz konusu olamıyor gibi pek çok soru günümüzde dahi hala çözülmüş değil. Yazarın hayatından kesitler de sunulması kitabı daha manidar kılmış fakat bana göre yazarın 3 çocuğunu odaya kapatıp kafasını fırına sokarak intihar etmesi de kitapta annesine yürüyüşe gidiyorum diyip Bodrum'da intiharı da çok fazla bencilce gelen davranışlardı (naçizane fikrim)