Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Göz önünde kendini ustalıkla saklayan sosyopat, gün gelir ismini saklayarak itiraflarda bulunur. Çocukluğunu, ailesini, gençliğini, iş hayatını anlatırken varlığını normalize eder. Her sosyopatın korkulacak biri olmadığını, katil olmayacağı vurgular.
Genetik, aile içi şiddet ve kararsız anne baba tutumunda, aynı zorluklarla farklı başa çıkma yöntemlerini geliştiren kardeşlerinden de örnekler verir. Her ne kadar iyi bir ailede büyüdüm desede, babasından gördüğü ceza yöntemi aşılması güç bir durumdur. Özellikle fiziksel şiddet görürken hiçbir acı belirtisi göstermeyerek babasının gözlerinin içine gözlerini dikip, zafer nağraları atma sahnesi iç acınası.
Klasik bildiğimiz; uzun göz teması, aşırı özgüvenli duruş, manipülasyon, dürtüsellik, sorumsuzluk, suçluluk hissetmeme, ahlaki ve toplumsal kuralları bilme ama özümseyip uygula(ya)mama, doğru ve yanlış ayrımının kesinsizliği, yalnızca kendi çıkarlarını gözetme, varlığını sürdürme amacı, kişilikten yoksun, yüksek odaklanma ve risk toleransı, güç arzusu, yaşadıklarından ders çıkaramama, haz peşinde koşarken beyinde dur butonun olmaması gibi nitelikleri kendi yaşam deneyimleri üzerinden anlatır. Sizde okurken evet haklı, bu onun tercihi değil ve toplum için risk faktörü değil yanılgısına kapılırsınız. Kitabı bitirdikten 3 gün sonra nasıl manipüle olduğunuzu anladığınızda: 'Toplumsal ve ahlaki değerleri bilip uygula(ya)mayan ve korku hissetmeyen biri için herhangi bir suça iştirak ettiğinde vereceğiniz ceza yaptırımı ne kadar işe yarar?' sorusu kafanızda dönüp durur.
Öyle bir manipülasyon ki, sosyopat bir çocuğu en doğru yetiştirilme tarzının, yine sosyopat olan bir