“Ayaklarına pedikür yaptırmakta olan sosyete kızı, işportacıdan havuç almakta olan ev kadını, piyanist olmak işleyipte olamamış olan, buna özür olarak da kız kardeşine bakmak zorunda kaldığını ileri süren muhasebeci, işinden nefret eden iş adamı, sanatından nefret eden işçi, herkesten nefret eden aydın, hepsi bir araya gelmiş, can sıkıntılarını gideren, onları kendi kendilerinden kurtaran ortak öfkenin lüksü içinde, sanki kardeş olmuşlardı. Kendilerinden kurtulmanın ne bulunmaz bir şans olduğunun da farkındaydılar. Görüş birliği içindeydi okurlar. Basın da görüş birliği içindeydi.”