Savaşın çocukların hayatında dahi bu denli yer edinebilmesi beni çok şaşırttı. Küçücük bir çocuğun savaşmayı düşünmesi ne tuhaf. Ve küçücük bir çocuk dediğimiz varlığın dahi savaş adını verdiği oyun bile ne denli tehlikeli ve ölümcül. Nemecsek kitabın başından beri en sevdiğim karakter olmuştu. Yere batsın Pal sokağı ve ben de Macun derneğinden istifa ediyorum. Çocukça yaptığım bu yorum dışında kitabı çok beğendim. Çocukların oyun hayatı ancak bu kadar iyi bir şekilde romana çevirilebilirdi. Hayranlıkla okudum .
Her kadının dişiliğini keşfetmesi, dişiliğinin ne kadar değerli olduğunu anlaması, hissetmesi, kendini dönüştürmesi, özgürleştirmesi, düşünmesi, sarsması açısından önemli bir kitap. Bütün hemcinslerime tavsiye ediyorum.
Oblomovluk hangimizin düşmediği bir kuyu ki. Her ne kadar dönemin Rus toprak yöneticilerini ele alsa da kitap öze indiğinde bireyi de en net şekilde anlatıyor ve adeta bildiğimiz ama bir türlü adını koyamadığımız yeni bir kavramı dahil ediyor hayatımıza. Çabalamanın boşluğu, manasızlığı karşısında yazarımız da bizler de bir cevap bulamıyor iyiliği ve saf kalpliliğiyle Oblomovu yüceltiyoruz. Çok çabalıyor, çok umut ediyoruz yazar gibi biz de Oblomov belki tembellikten kurtulur üzerindeki ölü toprağı atar diye ama boş bir umut içinde kalıyoruz. Öte yandan hayatın böyle sürmesinin boşluğu, çaresizliği, köhneliği sarıyor etrafımızı kendimizi Oblomov gibi şişko hissediyor erkenden öldüğüne şaşmıyoruz. Tembellik nedir, nasıl doğar ve şekil alır öğrenmek adına mükemmel bir yapıt. Umarım hepimiz üzerimizdeki ölü toprağı atar ve Oblomovluk denen hastalıktan bir an önce kurtuluruz. Mutlaka tavsiye ederim.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Kinyas ve Kayranın hikayesinde en başından beri bir kopukluk vardı. İkisi de aynı insan gibiydi. İki vücutta tek bir insan gibilerdi. Ama kitabın sonlarına doğru bu kopuklukta en iyi şekilde giderildi diye düşünüyorum. Yazar bir uçurum açıp onu tekrar doldurmayı başarmıştı sonunda. Kinyas Tolga oldu kendine yeni ama eski hayatını tekrar sundu. Kayra ise kendisine planladığı sonu gerçekleştirdi. Kayrayı bırakmasına kızmadım, hikayenin böyle sonlanmasına sevindim bile diyebilirim. En azından hikaye de birinden biri kendi elleriyle açtıkları ve kendilerini ittikkeri kuyudan kurtulmuştu. Kayra içinse üzülmedim. Onun için hayatın kuyu ya da çiçek bahçesi olması arasında bir fark yoktu. Kayra ölü doğmuş bir insandı ve öyle de sonlandırdı hikayesini. Bana sorarsanız ben Kinyasçıyım. Kitap benim için konunun içeriği itibariyle sonlarda daha çok sardı diyebilirim. Ve hatta sonunun Kinyas ve Kayra için de böyle bitmesi bana bu kitabı sevdirdi diyebilirim.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
Üç silahşor ve bir silahşorluk hayali kuran muhafızın maceralarını anlatan çok akıcı bir romandı. Akıcı olması sebebiyle kitabı çok kısa sürede bitirdim. Milady karakteri belki de kitapta en iyi kurgulanan karakterdi. Bunun dışında kitap okuyucuya azim ve kararlılıkla ilgili epey bir pozitif bakış açısı sunmakta. Ama maalesef benim için bu cafcaflı macera dolu roman duygu ve derinlik anlamında çok eksik olduğu için vasatın üstüne çıkamayan bir kitap olarak hafızamda yer edindi. Akıcı ve macera severlere tavsiye edilir ama benim gibi Dostoyevski tarzı sevenler için epey yüzeysel bir kitap.