Melda

Bütün imkanlarını bir iş için seferber eden insan için "kendini bu işe vakfetti" denir. Gerçekten bize ulaşan pek çok güzellik, eser ve müessese kendilerini ve imkanlarını bunlar için vakfeden insanların gayretiyle gerçekleşmiştir. Bu insan tipi nasıl yetişecektir? Yani elindeki imkanları toplumun menfaatine derin bir vecd ve ibadet şuuru içinde harcayan insan, nasıl yetişecektir? İşte temel mesele.. bunun için her şeyden önce dünyanın iyi tarif edilmesi, yaşamanın ve ölmenin iyi algılanması, hayır ve sevap duygusunun iyi izah edilmesi gerekmektedir. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için" hazırlanmanın ne manaya geldiğini kavramak gerekmektedir.
Tasavvufi terbiyede zaman zaman kullanılan "vasıta"lardan biri de seyahattir.
Hicret ve gurbet hayatını gönül terbiyesi için şart koşanların gerekçeleri nelerdir? Onlara göre insanın kendisiyle başbaşa kalabilmesi, "ünsiyet" halkalarını kırabilmesi, yalnızlık hissini duyabilmesi için bu şarttır. Akşam vaktinin hüznünü duymadan dünyanın "geçici"liğini anlamak mümkün değildir. Dünyanın geçiciliğini kavramayan bir gönlün sevgiliye doğru seyr ü sefer yapması da imkan dahilinde değildir.
Beyin de mevsim gibiydi. Aynı bedende, bambaşka iklimler yaşayabiliyorduk.