Hepimiz biliyoruz, insanlar bir yerden bir yere göç ederken gelenek ve görenekleriyle, dil ve kültürleriyle, toplumsal değer yargılarıyla göç ediyorlar ve köklerinden kopmuş insanlar, köklerine ilişkin hemen her şeyi bağnazca korumaya çalışıyorlar.
Dünyada en tehlikeli ve hüzün verici ruh hali, çaresizlik ve acizliğin ruh halidir. Diyalog yerine şiddetle çaresizce aciz hale getirilmiş insanın ruh hali hem çok trajik hem de çok tehlikelidir.
Kitabı bir günde, ilgi alanım psikoloji olduğu için de olabilir, hemencecik okuyuverdim. İnsanın, baskın beş sevgi diline sahip olduğu iddiasını taşıyor kitap. Özellikle ikili ilişkiler açısından okunması faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Yazar, ikili ilişkilerde sevgi'yi muhatap'ın ihtiyacına göre 'vermek' eylemiyle bağdaştırıyor. Muhatabın sevgi dili eğer 'birlikte kaliteli vakit geçirmekse' ona onlarca hediye almak doğru bir tercih olmayabilir. Çünkü muhatabın baskın sevgi dili belli ki hediye almak değil.
Kitabın sonunda, erkek ve kadınlar için ayrı ayrı 'baskın sevgi dillerini' bulabilmeleri için kısa bir test de konulmuş. Gayet de güzel bir etkinlik olmuş. İnsan kitabı okurken zaten kendi baskın sevgilini de sorguluyor fakat tam emin olamıyor. Kitabın sonundaki testi çözdükten sonra 'baskın sevgi dili'nin ne olduğunu fark etmiş oluyor. En azından bu küçük fark ediş; insanı, önemli bir şeyi bulmuş gibi sevindirebiliyor. İnsanoğlu işte sevinmesi için küçük şeyler yeterli olabiliyor.
Velhasılı ben kitabı beğendim; kendini fark etmek isteyenlere, sevgi üzerine düşünmek isteyenlere, muhatabının ihtiyacını anlamak isteyenlere tavsiyedir.
Sevgilerle..
(Bunu yazınca da Behçet Necatigil'in o, bamtellere dokunan şiirini hatırlamadan geçmeyelim: Sevgilerde)