“Allah bir kulu sevdiğinde, onu belaya dûçar eder. Onu severse Kendisine ayırır.” “Bu nasıl olur Yâ Resulallah?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Onda ne mal ne evlat; hiçbir şey bırakmaz.” Bunun sebebi şudur ki, kişinin malı ve evladı var ise onları sever ve sevgisi noksanlaşır, parçalanır; Allah ve diğerleri arasında ortak bir sevgi haline gelir. Allah Teâlâ Hazretleri ise şerik kabul etmez. Gayûr’dur O, Kâhir’dir. Her şeyin fevkindedir. Kulunun kalbini şeriksiz olarak Kendisine mahsus hale getirmek için o şeriki helâke sürükler, ademe mahkûm eder. Ve tahakkuk eder şu ayetin hakikati:
“Allah onları sever, onlar Allah’ı severler.”---
"Allah Azze ve Celle bazı kitaplarında şöyle buyurmuşlardır: 'Ey Âdemoğlu! Ben Allah’ım. Benden gayrı ilah yok. Ben bir şeye 'Ol!' derim, olur. Bana itaat et! Seni bir şeye 'Ol!' deyince oldurur hale getireyim.'"
Hayat varsa ölüm de olmalıydı. Olmalıydı ki anlamalıydı insan ‘bu âleme sahip olmaya değil de şahit olmaya’ geldiğini. Hayat kısaydı, lakin şükür ki ölüm vardı. Ölüme şükür, ölmeye şükür, Öldürene şükür..."
Nitekim şöyle denir: ‘Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak ayrı bir vakit öldürmedir.’ Bundan dolayıdır ki ‘Vakit kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser.’ denmiştir..."