Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle.
Neredeyse bütün taraflar, varlığını sürdürebilmek adına, muhalif tarafın güç kaybetmemesi gerektiğini anlamıştır; aynı durum büyük politikalar için de geçerlidir. Özellikle yeni bir yaratım, örneğin yeni bir devlet, dostlardan çok düşmana gereksinim duyar: Karşıtlık varsa kendini gerekli hisseder ve ancak karşıtlık varsa gerekli olur. Biz "iç düşman"a karşı farklı davranmayız: Biz burada da düşmanlığı tinselleştirdik, burada da onun değerini kavradık. Kişi karşıtlıklar bakımından zengin olmak pahasına verimli olur ancak; ruhun yan gelip yatmayacağı, barışı arzulamayacağı koşuluyla genç kalır yanlızca...
Yolculuk örneğini ele alalım: Bazıları, birçok ülke dolaşır, en iyi otellerde kalır, kendi ülkesindeki yemeklerin aynısını yer, yurdunda karşılaştığı tipte aylak zenginlerle buluşur, sofralarında ele aldıkları konular üzerinde konuşurlar. Bu gibilerin dönüşte hissettikleri tek şey pahalı tren yolculuklarının can sıkıntısından kurtulmuş olma rahatlığıdır. Bazılarıysa, gittikleri yerlerin özelliklerini görürler, o ülkelerde yaşayanların tipik örnekleri ile karşılaşırlar, sosyal ve tarihsel bakımdan ilgi çekici ne varsa incelerler, o ülkenin yemeklerini yer, insanların davranışlarını ve dillerini öğrenir ve kendi ülkelerine, kış gecelerinde tatlı tatlı gözden geçirebilecekleri bir anı hazinesiyle dönerler.
Küçük bir kasabada doğmuş, kendi topluluklarının inançlarına ve düşüncelerine karşı olan her şeye düşman gözüyle bakan insanlarla çevrili birisini ele alalım. Ciddi kitaplar okumak istese, arkadaşları tepki verir, onu dışlar, öğretmenleri, bu gibi kitapların kafa karıştırıcı oldukları söyler. Güzel sanatlara ilgi duysa, yaşıtları erkek olmadığını, yaşlılar ise ahlaksız olduğunu söylerler. Çevresinde yaygın olmayan bir meslek seçmişse, bu meslek ne kadar iyi olursa olsun, hemen burnu büyük olduğu ve babasına yetenin ona da yetmesi gerektiği söylenir. Ailesinin dinsel inançlarına ya da politik görüşlerine ters düşse başı derde girer. Bu nedenle, olağanüstü yetenekleri olan genç erkekler ve kadınlar ergenlik çağında mutsuz olurlar. Sıradan gençler için eğlence ve zevk çağında, onlar daha ciddi bir şeyler ararlar, ama doğdukları çevredeki büyüklerde de yaşıtlarında da aradıklarını bulamazlar.