İnsanlar vardır, yemeği tadına varamadan hızla tüketir ya da asansörün gelmesi için birkaç dakika bekleyeceği yerde derhal merdivenlere yönelir, hem de ışınlanmışçasına çıkarak. Nereye yetişmeye çalıştıklarının sorusunun cevabı yaşamın amacı ölümdür ilkesinde bulunabilir. Bir başka deyişle, bu insanlar yaşamlarını bir an önce bitirme ve ölüme ulaşmak istercesine tüketme eğilimindedirler.
İnsan makine değil ki eskisi gibi düzgün ama çok farklı tarzda işlevini yapmaya devam edeceği umuduyla durum gerektirdikçe çok başka amaçlarla yeniden modellenebilsin.
İnsan bütün hikâyesini yanında taşır; insanlık tarihi onun yapısında yazılıdır.
Tarihin kalın kitaplarda yer almadığını, kanımızın içinde yaşadığını kim tam olarak anladı?