Kitaplarla , resimlerle,güzel şeylerle dolu olan ,insanların alçak sesle konuştukları kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.
Gece Açan Çiçekler okurken içimde sürekli bir yalnızlık hissi dolaştı. Tarık Tufan’ın dili o kadar içten ve kırgın ki bazı cümlelerde durup uzun uzun düşündüm. İnsanların görünmeyen yaralarını, suskunluklarını ve sevgiyi taşıma biçimlerini çok gerçek hissettiren bir kitaptı. Bitirdiğimde içimde sakin ama derin bir hüzün kaldı.
Dorian Gray'in Portresi okurken insanın dışıyla içi arasındaki farkı daha net görüyorsun. Dorian’ın değişmeyen yüzüne karşılık içten içe çürümesi beni fazlasıyla düşündürdü. Güzellik, haz ve vicdan arasında gidip gelen bir hikâye… Bitirdiğimde geriye tek bir soru kaldı: İnsan gerçekten kimdir?