Gözdenur Ceyda Doğruyol

Gözdenur Ceyda Doğruyol
@GCeyda
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
37 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
İnsanlar değişmez, menfaatler değişir. Oğuzhan Özpolat
1000Kitap
Reklam
Türkiye İsmi Nereden Geliyor?
Cumhuriyetten sonra “Osmanlı Devleti" ya da "Osmanlı Cumhuriyeti" gibi isimle yola devam edilemezdi, çünkü Osmanlı Devleti'ni kuran “Osmanlı Hanedanı" ortadan kaldırılmış, hepsi yurtdışına sürülmüştü... Doğal olarak yeni bir isim arandı... “Türkler" ve "Türkiye" ismi, yabancılar tarafından öteden beri telaffuz edilmişti. Yabancılar, Türklerin yoğun olarak bulundukları ve hâkim oldukları yerlere her zaman “Turkhia" (Türkiye) demişlerdi. VI. yüzyılda Bizanslılar bütün Orta Asya'ya “Türklerin Turkhia" diyorlardı.“ IX. ve X. yüzyıllarda İdil Irmağı'ndan (Volga) Orta Avrupa'ya kadar olan bölgeye de “Türkiye" adı verilmişti. “Doğu Türkiye" adı verilen bölgede Hazar Türkleri, “Batı Türkiye” denilen bölgede ise Hunların bir kolu olan Macar Türkleri yaşıyordu. XIII. yüzyılda Mısır'da bir Türk devleti kurulduğu zaman, özellikle Kıpçak Türklerinden Baybars'ın yönetiminde genişleyen devletin hâkim olduğu Mısır ve Suriye, yine “Türkiye" adı ile anılıyordu. Araplar, hem bu bölgeye, hem de Türklerin egemen olduğu diğer bölgelere “Arz-üt Türk” diyorlardı. Ünlü gezgin Marko Polo, anılarında Anadolu'dan “Turcia Minor" (Küçük Türkiye), Orta Asya'dan “Turcia Major” (Büyük Türkiye) diye söz eder. Türklerin Malazgirt Zaferi'nde Anadolu'yu vatan yapmalarıyla birlikte, yabancılar Anadolu'ya da “Turcia" (Türkiye) demişlerdir. Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Türkiye" isminin ilk olarak İtalyanlar tarafından telaffuz edildiğini söylüyor. Venedikli Cenovalı İtalyan tacirler memleketin Türkleştiğini görüp, “Türkiye" veya “Türkmenya" adını vermişler. Yeni Türkiye'ye isim aranırken, sanırım bunlar dikkate alınmış, bu arada “Türkiye İslam Cumhuriyeti" olmasını teklif edenler de elbette olmuştu. “Türkiye" ismini Rıza Nur'un önerdiği ve genel kabul gördüğü belirtiliyor. Bu tartışmaların içinde birileri de
Sayfa 223·Kitabı okudu
Tarih
Woolf ve Feminizm
8/10
·192 syf.··
2018 77. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2018 22:39
YouTube kitap kanalımda Kendine Ait Bir Oda kitabını ve feminizmi yorumladım: ytbe.one/2wBw2mNQnck “Eğer bir kadın edebi bir eser yazmak istiyorsa kendisine ait bir odası ve parası olmak zorundaydı." Virginia Woolf Virginia Woolf. 1882'de doğdu. Annesi 1895'te öldükten sonra korkunç sesler duymaya başladı ve insanlardan korkmayı öğrendi. 2 yıl sonra sevdiği üvey ablası öldü. 1904'te babası öldü. O dönemin eğitim sisteminde kadınların ikinci planda kalmaları sebebiyle okula gönderilemedi, babası gibi kalemiyle parasını kazanmak istedi. Bütün bu ölümlerin üstüne savaş ve yetenek kaybı korkusu da eklenince 1941'de ceplerindeki taşlarla nehre atlayıp intihar etmesi için başka hangi nedene ihtiyacı vardı? Erkeklerin toplum içindeki göz çarpıcı üstünlüğü mü? Girdiği özgürlükçü ortamların etkisiyle feministler içinde neredeyse %5'lik bir kısmı kaplayacak olan lezbiyenliğe adım attı. Feministliğin ilk kez 19. Yüzyıl'da ya erkeklerin kadınsılaşmasını ya da kadınların erkeksileşmesini ifade eden bir tıbbi terim olarak kullanılması gibi hayatının merkezine zıt düşüncelerin ve cinsiyetlerin bir beyinde aynı anda bulunabileceğini diyalektiksel bir şekilde aşılamaya çalıştı. Biyolojik cinsiyetten ve biyolojik kaderden ayrılmış bir toplumsal cinsiyet kavramını yerleştirmek istedi. Çünkü kadının zamana bağlı olmayan edebi bir saygı kazanabilmesi için kendisine ait odası ve parası olması gerektiğini savundu. "Benim gözümde sizler utanç verici derecede cahilsiniz. Önemli olarak kabul görecek hiçbir keşifte bulunmadınız. Hiçbir imparatorluğun sarsılmasına neden olmadınız. Hiçbir savaşa ordunuzun başında gitmediniz." dedi dünyanın bütün kadınlarına. Bir feminist. Bir lezbiyen. Bir kadın. Biyolojinin ve fiziksel gücün kaderciliğini reddetti, her kadının edebiyatla,
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Ren Kitap · 202448,1bin okunma