“Dengeli ilişkide ise bağ ve özgürlük kavramları iç içe geçer, ‘ben’ ile ‘biz’ arasında incelikli bir dozaj vardır: herkes yeterli bir özerklikten yararlanır, fakat hala çok şey paylaşılır.”
“Dünya o kadar büyük ki;
Bir noktayım ortasında, ne yapsam.
Bazan da o kadar küçülüyor ki dünya,
Devrilecek sanıyorum, kımıldarsam.
Hayat o kadar uzun ki,
Böyle bitmez geliyor ki bir an..
Bir de bakıyorum, o kadar kısa oluyor ki;
Ne çıkar, diyorum, bir hayattan.
Saadet o kadar lazım ki yaşayana;
Billâhi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.
Ben o kadar önemli kişiyim ki,
O kadar iyiyim ki aklım ve düşüncelerimle.
O kadar da fenayım ki ben
Delice niyetlerimle.
Gece; ne kadar karanlık ve sessizsin..
Öyle kaplıyorsun evleri, yolları, denizleri.
Hem o kadar aydınlık ve seslisin ki;
Çılgınca coşturuyorsun bizleri.
Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;
Öylesine süslü, öylesine saadesin ki..
Sen o kadar güzelsin ki sabah,
O kadar güzelsin ki.”
“...Ve senin, üzerinde binbir düşünce, günden.
Oynaşır hatıralar, kalbinle, ümidlerinle.
Her şey düşünmektedir seninle.
Birden, bir rüzgâr eser, sana doğru senden.
Seninle çoğalmaya başlar kendisi ile bitenler
Hatırlayan ellerinle, unutmayan gözlerinle...
...O koruyan zor yalanlar silinir,
Büyür kolay bir doğru, bilinen, söylenmeyen...
...Gelen sanki beklediğindir.
Ve giden, en tadlı, en sıcak, en kocaman.”