"İnsanların hayatı zaten daha önceden yazılmış oyunlarla geçiyormuş."
İnceleme Videosu: youtube.com/watch?v=wmJ66Rt...
Biz insanlarız değil mi? Yaşıyoruz, nefes alıyoruz ve yavaş yavaş ölüyoruz.
Peki hiç dönüp etrafınıza baktınız mı? Her insanın aslında aynı olduğunu bir anda fark edebildiniz mi? Her insan aynı...
Benzer duyguları hissedip benzer hayatları yaşıyorlar. Aynı arabalara binip aynı giysileri giyiyorlar. Aşkları da aynı hayatları da fikirleri de...
Oğuz Atay ne güzel demiş be! Oyunlarla Yaşıyoruz! Hepsi aslında oyun; kalkın,uyanın!
Başta da Oğuz Atay'ın dediği gibi, hayatımız önceden yazılmış oyunlarla geçiyor. Bunu kabul edelim.
Peki neden, "insanlar aynı oyunları oynuyorlar, hayatlarını birbirine benzer oyunlarla geçiriyorlar." Neden...
Bazıları çıkıyor. Farklı hayatlar yaşamak ve başka başka insanların hayatlarına dokunmak istiyor. Birilerine bir şey katayım diye birilerini mutlu edeyim diye...
Belki de onlar insan değil, belki de bütün her şey boş bir çabadan ibaret...
Coşkun Ermiş'te bu insanlardan birisi. Oyunlarda yaşamış ve bir gün "Yeter artık!" diyerek erkenden emekli olmuş. Herkesin oynadığı o oyunu oynamak istemiyorum demiş ve kendi oyununu yazmaya kalkmış. İnsanları bilgilendireyim bir şeyler öğreteyim ve bu hayatımın bi' amacı olsun demiş.
Coşkun aslında ne istiyor biliyor musunuz?
"insanlar arasındaki engelleri kaldıralım, bütün oyunları birlikte oynayalım, birlikte seyredelim, kendimize isimler vermeyelim, yaptığımız işlerle varolalım,bunun dışında kalan bütün sahte unvanları, kurumları, insanın kendini üstün bir şey saymasına yolaçan düzenleri yok sayalım..."
Çok güzel değil mi sizce de söyledikleri? Bütün engelleri kaldırsak ne de güzel olur oysaki...
Ama olmuyor ya! En başta karısı Cemile yalnız bırakıyor