"Martin daha önce zekaya dayalı hayatın bir aşamasından diğerine yükselmiş, şimdiyse her zamankinden daha yüksek bir seviyeye erişmişti.Tüm saklı şeyler sırlarını bir bir açığa vuruyorlardı.Martin idrak sarhoşuydu.Geceleri uyurken muazzam kâbusların içinde tanrılarla yaşıyordu; gündüzleri uyanıkken bir uyurgezer gibi dolaşıp boş gözlerle henüz keşfettiği dünyaya bakıyordu.Yemek masasında küçük ve bayağı mevzularla ilgili sohbetleri duymuyor, şevk dolu zihni önündeki her şeyin sebep sonuç ilişkisinin peşine düşüp araştırıyordu.Martin tabaktaki ette parlayan güneşi görüyor ve tüm dönüşüm süreçleri boyunca güneşin enerjisinin geçmişe doğru izini sürüp yüz milyon mil uzaktaki kaynağına kadar geriye gidiyor ya da kollarında hareket edip eti kesmesini sağlayan kaslara ve eti kesmek için kaslara hareket etme iradesi veren beyine kadar yaydığı enerjinin ileriye doğru izini sürüyor ve nihayet içe doğru bir bakışla aynı güneşin beyninde parladığını görüyordu."