Gizem Buse

Puan vermedi·168 syf.··
2024 2. kitabı
Kitabın beni en çok şaşırtan özelliği anlatım diliydi. Direkt bununla başlıyorum çünkü daha önce bu dilde bir kitap okumadım ve çok şaşırtıcıydı benim için. Birden çok hayatı, birden çok olayı, aynı paragraf içinde bir anlatım var ve aynı paragraf içinde, sevinip üzülüp şaşırıp kızabiliyorsunuz. Konusu itibariyle hüzünlü bir roman. Ben çok sevdim ve etkilendim.
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,234 okunma
Reklam
Spoiler olabilir
Puan vermedi·328 syf.··
2022 4. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2022 01:11
İnsana farklı bir bakış açısı kazandırması açısından çok sevdiğim bir kitap oldu. Hatta ilk başta konunun ölümsüzlük değil de bir hastalık olarak işlenmesine oldukça şaşırdım. Acaba mümkün olabilir mi diye düşündürdü. Geçmişe gidiş gelirler biraz kafamı karıştırdı, yeni bölüme geçtikçe başında yakalayamadıgım oldu, bölüm ilerledikçe tekrar anladım. Birçok eleştiri gibi evet mantık hataları, kopukluklar vardı, yeterince doldurulamayan kısımlar vardı, hikaye daha dolu anlatılabilirdi, sonu da biraz yavandı, kabul. Ama yine de ben sevdim, özellikle bakış açısını, geçmişteki anlatımları, Shakespeare'den Kaptan Cook'a, Fitzgerald'lardan bugüne geçen zamanda alınan yol güzeldi.
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2022 8. kitabı
Bir mimar olarak mimarlık adına çok öğretici bulduğum bir kitaptı. Çokça alıntı yaptım. Hatta alıntılamak istediğim ama uzun olduğu için yapamadığım da birçok bölüm vardı içinde. Yazarla ilgili bilgi sahibi olmadan okumaya başladığım için kendisinin mimar olduğunu düşünmüştüm çünkü değindiği konular ve örnekler mimari bilgisini gösteriyor. Başarılı karşılaştırmalar ve örneklendirmeler yapmış ve bunları görsellerle desteklemiş. Bu yüzden bolca fotoğraf göreceksiniz içinde. Özellikle mimarlara tavsiyemdir. Not: Kitabın iç düzeni canımı sıkan bir detay oldu. İçine serpiştirilen fotoğrafları örnek verildiği kısımda görmeyi isterdim, hemen konunun ardından mesela. Ama bölüm ve fotoğraf yeterli özenle sıralanmamış bence. Yapılan örnek ve karşılaştırma sonrasında arka sayfalarda bazen öncesinde görselleri görmek okumayı ve takibi zorlaştırıyor.
Mutluluğun MimarisiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 2018909 okunma
Spoiler
Puan vermedi·80 syf.··
2022 7. kitabı
Stefan Zweig'ın depresif bir içeriğe sahip olmayan, sonu iyi biten bir eseri var mı merak içindeyim açıkçası. Bu kitap içinde 5 ayrı hikaye var. 5'inin sonu da hüsran. Her hikayede başka konular üzerinden kişilerin hayat amacı olarak gördükleri şeyleri kaybetmeleri sonucu intiharlarını işlemiş. Eserlerini okudukça neden intihar ettiğini anladığımı sanıyorum. Hayat içinde olumsuzluklara, bitişlere, olmazlara odaklanan ve hatta bunları doyasıya, betimleye betimleye yaşayan biri olmalı diye düşündürüyor her cümlesi. Tek çözümü ve sonucu intihar olarak görmesi de beni insan psikolojisi üzerine düşündürüyor.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2020 47. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2020 18:45
Kitabı okuyanların anlayacağı bir kısmı alıntılamak istiyorum. Tam bu kısım beni çok çarptı. “Siz kimsiniz?" diye bağırdı Drogo, karşılık olarak. “Teğmen Moro!" Drogo'nun aldığı cevap ya da duyduğu isim bundan ibaretti. “Teğmen Moro mu?” diye düşündü. Kalede buna benzer adı olan hiç kimse yoktu. Herhalde göreve başlamak üzere gelen yeni bir subay olmalıydı. İşte o zaman, kaleye ilk gidişinde tam da burada Yüzbașı Ortiz'le karşılaşmasının, dost bir insanla konuşmak için içinde büyüyen sıkıntılı isteğin ve nehir yatağının öbür yanıyla arasında geçen o sıkıntılı konuşmanın anısı, ruhunu acıyla titreterek benliğini sarstı. “Tıpkı o gün olduğu gibi,” diye düşündü, tek fark rollerin değişmiş olması ve artık yüzüncü kez Bastiani Kalesi'ne çıkan yaşlı yüzbaşının kendisi, yeni teğmenin de yabancı bir Moro olmasıydı. Drogo, bu arada koskoca bir kuşağın geçtiğini, artık kendi yaşamının doruğunu geride bıraktığını, artık, o uzak Eylül gününde Ortiz'in içlerinde bulunduğunu düşündüğü ihtiyarların tarafına geçtiğini anladı. Ve kırk yaşını geride bırakmış ve hiçbir iyi şey yapmamış olarak, çocuksuz, yaşamda gerçekten tek başına olan Giovanni, çevresine, kendi yazgısının düşüşe geçtiğini görerek, korkuyla bakıyordu. Tam şu bölümde bir 'ah' dedim içimden. Bazı anlar vardır. Bazı anlar vardı ki gelen aydınlanma için seneler geçmesi gerekir, belki bile bile feda edilmesi. Ama yine o anlar vardır ki aydınlanma gelse de artık çok geç olduğunu bilirsin.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Reklam