Büşra

Büşra
Ve sonunda sadece ruhundaki güzelliği görenler seninle kalır.. (Sayfamı takip ederseniz çok sevinirim )
7/10
·282 syf.·
Beğendi
·
2022 7. kitabı
"Yaşadığınız her an sonsuz olası geleceğe gebe." İstediklerimi hayal ettiklerimi gerçekleştirebilseydim, pişmanlıklarımı geri alabilseydim acaba ne tür bir hayat yaşıyor olurdum. ? Sorusunun cevabı bu kitaba uyarlanmış. İslam dininde "Her işte bir hayır var." Anlamına gelen bir ayet vardır. Kötü bir olay yaşadığımız zaman vardır bunda da bir hayır deriz . Tam bu noktada kitabı okurken aklımıza bu geliyor kendi hayatımızı sorgulamadan edemiyoruz. Acaba onu değil bunu tercih etseydim hayatım nasıl şekillenirdi ya da gerçekleştirdiğim şu olayı hiç denemeseydim nasıl bir sonuçla karşılaştırdım veya daha çok çalışsaydım gerçekten istediğimi başarabilir miydim ... Bu soruları sorup kendimizi kitaba verdiğimiz de ve dinimizin gereğini katarak düşündüğümüzde aslında hiçbir şeyin değişmeyeceğini,bazen çok istediğimiz, ulaşmak için çok çabaladığımız hayallerimizin gerçekleşirken bizden bir şeyler götürebileceğini, hayallerimizin gerçeklerden daha güzel olduğunu fark ediyoruz. Bazen öyle bir an geliyor ki iyi ki istediğim olmamış diyoruz. Romanda aslında bize başlı başına bu gerçeği fark ettirmek için yazılmış. Hayallerimizi gerçekleştirmek isterken doğacak sorunları da düşünmemizi istiyor.Ve ben inanıyorum ki bunu çoğu insana fark ettirecek. Matt Haig' in okuduğum ikinci romanıydı ve anladığım kadarıyla vermek istediği dersleri olağanüstülüklerle bizlere ulaştırmayı seven başarılı bir yazar . Ben sıkılmadan okudum ve tavsiye ederim.
Hayat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·416 syf.·
Beğendi
·
2022 6. kitabı
Psikiyatrist "Aynı şeyi tekrar tekrar söyleyebilirim: Bu hayatımda duyduğum en çılgın hikâye." Axel'in Lara için söylediği bu cümleyi sanırım ben de yazar için söyleyebilirim. Bu kitabı keşfetmeden önce hayatımda sadece bir kere psikolojik roman okumuştum şimdi bir ikincisini neden okuduğumu daha iyi anlıyorum . Roman, türünün hakkını o kadar iyi veriyor ki uyumadan önce okumama izin vermedi. Her bölümde gerildim ve merakla doldum. Bir oturuşta kaç sayfa okuduğumu sayamadım, ki bu benim okuduğum kitaplarda karşılaştığım çok nadir bir durumdur. Her sayfası benim için merak doluydu. Roman beni fazlasıyla içine çekti . İnsan davranışlarına hep ilgi duydum bunu romanlarda olmasa da gerçek hayatta çok tahlil eden biriyim ve bu romanı okumak bana romanda bir davranışı daha tahlil etme fırsatı verdi. İyi ki okumuşum diyorum. Ve bu romanda "Gerçek gerçekdışı olanı yok etmişti."
Psikoloji
PsikiyatristWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 201611,5bin okunma
"Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım."
7/10
·516 syf.·
2021 22. kitabı
Bir yanım kitabı yere göğe sığdırmak istemezsen diğer yanım keşke yaşanılan duyguları içimde hissedebilseydim diyor. Her ne kadar baş karakterin hisleri çok güzel betimlenmiş ise de benim içime işlemedi.Nedendir bilmiyorum Kemal de de Füsun da hep bir art niyet ve sevgilerinin gerçek olmadığına dair şüphe aradım. Kemal de kendimden çok duygu buldum ve yakaladım ama Füsun'un ne hissettiğini tam olarak çözemedim. İkisinde de aşkın masumiyetini hissedemedim. Belki de bir aşkın bir insanı bu kadar harap etmesi bana uzak bir olay gibi geldiği içindir. Onun dışında roman o kadar emek dolu ki müzeye gittiğiniz de kitaptaki insanların gerçekten yaşamış olmasını dileyeceğinizden eminim. Kurgu ve kurgunun da içinde kurgu ile karşılaşıyorsunuz ben bunu tahmin etmemiştim,tam hikâyenin gerçek olduğunu düşünürken kurgu olduğunu fark etmek bana vay be dedirtti. Orhan Pamuk'un okuduğum ilk romanıydı ve bu yüzden aklına düşüncesine hayran kaldım. Kendisi Nobel ödülü almış ilk Türk yazar olarak her zaman gururla anacağımız bir insan olarak kalacaktır. Masumiyet Müzesi
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Yüreklerimizde gerçekte ne olduğu bilinseydi kaçımız affedilirdi?
7/10
·408 syf.·
2021 19. kitabı
Kaçımız içimizde barındırdığımız duyguları söyleme cesaretine sahibiz... Bu cesareti gösteremeyenlerden biriside Kirke'ydi. Dünya da yapılan evlat ayrımcılığı bir tek insanlara mahsus değilmiş meğer. Hiçbir zaman meydana getirdiği evladının gücünü görmemiş, görmüş olsa bile kendini keşfetmesine izin vermemiş, her zaman onu küçük görmüş, aşağılamış, arkasında durmamış ve dışlamış bir aile. Ve tüm bunlara rağmen yardıma ihtiyaçları olduğunda kendini esirgemeyen Kirke. Tanrı da olsa bir evlat ne kadar barınabilir bu ailede. Her bölümde tamam Kirke bu defa kendi hayatını yaşayacak derken hep başkasının hayatına dahil oldu. Tanrı da olsa barındırdığı duygular insaniydi ve maalesef hep bu yüzden kaybetti. İnsan gibi davranmak tanrıları bile üzüyorken gerisini insan olanlar düşünsün... Okuduğum ilk mitoloji kitabıydı o yüzden bilemiyorum bu tarz kitaplar böyle mi oluyor ama isimleri aklımda tutmakta biraz zorlandım ve bana çok fazla olay zinciri var gibi geldi. Sürekli oradan oraya savrulan bir kadın gördüm ana konu nerede başladı Kirke baş karakterse yardımcı karakter kimdi bunu çözemedim. Onun dışında yazarın hayal gücü ve olayları toparlaması gerçekten yetenek isteyen bir güçtü. Her ne kadar tarzım olmayan bir kitap olduğunu anlasam da Madeline Miller sayesinde yeni karakterler tanımış oldum. Hiçbir kitap bir şeyler öğretmeden son kapağı kapattırmaz buda onlardan biriydi. Yazarın kalemine sağlık.
Roman
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Balıkçı Ve Oğlu
7/10
·140 syf.·
Beğendi
·
2021 18. kitabı
Zülfü Livaneli'nin okuduğum ikinci romanı. İlki Kardeşimin Hikayesi'ydi çok beğenmiştim sonuyla beni fazlasıyla şaşırtmıştı. Balıkçı ve Oğlu'na gelecek olursam kitabı sipariş verirken kalın olduğunu düşünmüştüm ama beklediğimden ince geldi o yüzden fazla detaya inilmemiş ve hikaye oldukça yalın anlatılmış. Kitapta yer verilen konular; göçmenlerin yaşadığı zorluklar, Türk aile yapısı, balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkım Mustafa ve Mesude etrafında gelişen olaylarla kaleme alınmış. Karakter sayısı fazla olmamakla birlikte öykü tarzında bir roman olmuş bana göre roman biraz daha detaylarla süslenmiş olsaydı adından daha fazla söz ettiren bir kitap olabilirdi. Dili kullanımı, netliği ve sayfa sayısı itibariyle insanı dinlendiren bir kitap. Kitabın sonunda okuyacağınız Livaneli röportajıyla aslında yazarın amacını daha iyi kavrayabiliyorsunuz . Okuyacak olan arkadaşlarıma şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma