Mehmet Gönülalan

Mehmet Gönülalan
@Gonulalan
İstanbul
9 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Edebiyat, kendi içimizdeki insanı anlama yolunda ruhumuza tuttuğumuz bir teleskop
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Doktorlar ve iyi kalpli akrabalar eninde sonunda insanlığın aptallaşmasına, vasatlığın dahilik sayılmasına ve medeniyetin yok olmasına sebep olacak.
Sayfa 35·Kitabı okudu
İnsanlığın Evrensel Trajedisi Üzerine
Puan vermedi·332 syf.··
2022 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 23:06
İnsanlık tarihinin başlangıcından beri iyi ve kötünün mücadelesinin izlerini her toplum ve inançta rastlanır. Dünya Miras Listesi'nde yer alan ve 12 bin yıllık geçmişi bulunan, insanlık tarihinin ilk izlerine rastladığımız Göbeklitepe bile dünya tarihinde bilinen en eski tapınak olduğu arkeologlar tarafından kabul görüyor. İlk insanlar daha karınlarını doyurmazken, başlarını koyacakları bir ev, yerleşik hayatları yokken 12 bin yıl sonrasında biz yaşayanlara kadar ulaşacak bir tapınak yapmaktan geri durmamışlar. Şeytan ve insanın mücadelesi ise, iyi ve kötünün mücadelesinden çok daha eski -hatta ilk insanlar Adem ve Havva’dan çok daha eski- henüz kovulmadan önce cennetten İnsanoğlu başlamış mıydı? Tanrı ile şeytanın iddiası sonucunda başlamamış mıydı insanlığın hüzünlü hikayesi? Yasaklı elmayı yiyen Adem ile Havva kovulmamış mıydı cennetten? Yine şeytan kazanmamış mıydı iddiayı? Şeytan ve insanoğlunun mücadelesi hiç şüphesiz insanlık tarihi var olduğundan beri ve kutsal kitaplara göre insanlık tarihinden çok daha öncesinden de işlendiği bilinen bir gerçek. Hikayenin içeriği farklılıklar gösterse de tema çoğunlukla benzer. Faust, doktor, bilimlere meraklı, yeryüzünün ve hayatın sırlarını çözmek için ömrünü adamıştır. Hayatın sırlarını çözemeden ömrünü tükettiğini ve hayatı ıskaladığını düşündüğü bir zamanda şeytanla bir iddiaya girer. Şayet Faust, şeytandan -zamanı durdurmasını isteyecek kadar mutlu olursa- şeytan bu iddiayı kazanacaktı. Ve böylece tekrar başlar evrensel insanlık trajedisi. Faust, zamanın durmasını isteyecek kadar mutlu olma, gençliğine dönmek ve ıskaladığı hayatı dolu dolu yaşama uğruna satmıştı ruhunu şeytana. Zaman içerisinde yolculuk yapsa da, gençleşse de, aşk yaşayıp Şeytan tarafından aldatılsa da ve hatta uğruna Truva Savaşının çıktığı,
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · İskele Yayıncılık · 202216,9bin okunma
... Kapıyı çaldım. Doktor evde yok. Malum: İki yüz yıl kadar önce, tavandaki delikten, yine böyle bir gece, çekip aldı onu şeytan. Kapıyı çalıyorum. Bu evde ben de senet vereceğim şeytana, ben de kanımla imzaladım senedi. Ne altın istiyorum ondan, ne bilim, ne de gençlik. Hasretlik cana yetti, pes! Beni İstanbul’uma götürsün bir saatlik… Çalıyorum kapıyı, çalıyorum. Kapı açılmıyor, açılmıyor. Neden? İstediğim olmaz iş mi Mefistofeles? Yoksa bu lime lime ruhum satın alınmağa değmez mi? Pırağ’da ay doğuyor limon sarısı. Doktor Faust’un evi önünde duruyorum, çalıyorum açılmaz kapıyı gece yarısı
Sayfa 80·Kitabı okudu
Şiir
Puan vermedi·360 syf.··
2022 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2022 00:21
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluyorsa orada güneş batıyor demektir” der bir Çin atasözü. Şatonun bulunduğu küçük tepenin eteklerindeki köyde yaşayan küçük memurların büyük gölgelerini okuyoruz. Roman boyunca K., okurla beraber, o bürokrasiyi, küçük memurları aşmak ve o Şatonun arkasındaki ışığı, gerçekliği görmek için didinip duruyor. Okurlar beraber diyorum, çünkü kimse mantıklı bir açıklama getiremiyor bu ulaşılmazlığa ve kitap boyunca K. ile beraber sorguluyoruz. Nereden geldiği, asıl işinin ne olduğu ve hatta adı dahi belli olmayan kahramanımız ile birlikte Şato’ya giden yolda karşılaştığı insanları mantık oyunlarıyla yeniyor, bazen onların oyunlarına da yeniliyoruz. Ancak, o şatoda yaşayan iktidarın asıl sahiplerine bürokrasiyi aşarak ulaşmak, onları görmek, onlarla konuşmak imkansızdır. Gücün en korkuncu görünmeyen, ulaşılmayan kişilerin elinde olanı olsa gerek. Bizim gördüklerimiz; küçük memurlar, müdürler, hakimler, polisler, ulaklar, öğretmenler ve bazen de yaşadığımız sokakta grup halinde dolaşıp efelenen bekçiler. Yaptığımız iş ne olursa olsun bizler; baştan sona düzensizliğin içinde kendi düzenini kurmuş, bunaltıcı ve birazda tanıdık olan bu bürokrasiyi aşmakla yaşıyoruz. Kimi zaman biz de, K.’nın muhatap olduğu o küçük memurlardan biriyizdir. Memur olamasak bile, o memurları kutsallaştıran halktan biriyiz kimi zaman. Mesela toplumsal hayatımızın herhangi bir döneminde, bu sisteme uymasak, farklı fikirde olmayı denesek ne olacağını düşünüyor muyuz? Çevremizde bulunan diğer memurlar, akrabalarımız, arkadaşlarımız aykırı olduğumuz için bizi tebrik edip, takdir mi ederlerdi? Yoksa onların gözündeki yine yazarın Dönüşüm romanındaki Gregor Samsa gibi bir sabah dev bir böceğe dönüşmüş olarak mı buluruz kendimizi? Tamam abartmış olabilirim, bizi
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma