Hayat, tam da böyle bir şekilde kaleme alınabilirdi. Umutlarla dolu gençlik, hayal kırıklıkları ile dolu yaşlılık ve “Bu kadar mıydı, bu muydu?” sorusunun kulakta çınlayışı... “Haydi biraz cesaret Drogo, bu senin son kâğıdın, ölümün karşısına bir asker gibi çık ki hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin.”
Marcus Aurelius, doğumu 26 Nisan 121, hayattan ayrılışı 17 Mart 180 Roma’ya en parlak dönemini yaşatan imparator olduğunu düşünüyor pek çok tarihçi. Bastırmayı hiçbir zaman düşünmediği “Kendime Düşünceler” kitabı insanın geçmişten geleceğe her an anlam arayışı içerisinde olduğunu bize kanıtlayan büyük bir felsefi eser. MS 2. yüzyıldan günümüze ışık tutuyor, doğayla iç içe olmanın gerekliliğini, ruhun önemini vurguluyor, insan eşitliğinden bahsederek döneminde adeta çığır açıyor. Deneyime, yol göstericilerin söylediklerine değer veren herkesi derinden etkileyen bir başucu kitabı. İstanbul Arkeoloji Müzelerinde yer alan büstü de görülmeye değerdir. Herkese iyi okumalar dilerim.
Ayrıntılı araştırmaları kurguya dönüştürmede, farklı bilgileri bizimle paylaşmada başarılı biri Azra Kohen ancak bir kitapta aynı kurgu içinde bu kadar bilgiye boğulmanın biz okuyucuları yorduğunu düşünüyorum. Olaya odaklanmak isterken birden önemli bir bilgiyle karşılaşıyoruz ve ister istemez olayı takipten uzaklaşıyoruz. Bu bana sürekli istediklerini bizlere empoze etmeye çalışan ve bunun için de zoraki film kadrosu oluşturan Netflix’i hatırlatıyor. Yazar da insanın varoluşuna, dine, ruha, doğaya, gündeme dair birçok araştırma yapmış ve bunları bir kurgu içine zorla yerleştirmeye çalışmış. Azra Kohen anlatmak istediklerini daha net, sade bir kurgu içinde verebilirdi veya önceden yaptığı gibi birkaç kitaba bölebilirdi.
Tecrübelere, anılara, yaşanmışlıklara değer veren biriyseniz eğer samimi anlatımıya sizi sarıp sarmalayan, gerçekten Mina Urgan karşınızda tatlı tatlı konuşuyormuş hissi veren mükemmel bir eser.
Bir döneme damgasını vurmuş, başarılı, önemli insanların başarılarının hakkını vermeyen, yazarların sırf nasıl daha fazla okunurum endişesiyle ötede beride kalmış gereksiz bilgilerle donattıkları kitaplardan biri. Bu başarıları neden karalamaya çalışıyorlar hiç anlayamıyorum. Aynısını Mustafa Kemal Atatürk için de Can Dündar yapmıştı, filmleri ve belgeselleriyle.