Mottosu: Life is beautiful
Uzay mühendisi, teknoloji ve telekom uzmanı, müzisyen, baterist, amatör dinler ve insanlık tarihi araştırmacısı, bisiklet aşığı, bilimsever.
Cehalet ne alınan eğitimle, ne de bitirilen okullarla alakalıdır.
Cehalet, eğitimi ne olursa olsun kişinin bir konu hakkında halihazırda varolan bilgi dağarcığına başvurmaksızın sadece kendi akıl yordamıyla yargıya varma çabasıdır.
Şu sokaklarda tekerlekli çuvallarla dolaşan kağıt toplayıcılara çok saygı duyuyorum.
Tabii ki mecburiyetten yapıyorlar belki ama en azından doğaya, ülkeye, geri dönüşüme büyük katkıları var.
Ülkenin yüzde kaçı onlar kadar faydalı acaba?
Diyelim ki, bir elmalı keki aldınız ve ikiye kestiniz, bu iki parçadan birini aldınız, yine ikiye böldünüz. Ve Demokritos'un öğretisine uygun olarak böylece sürdürdünüz kesme işlemini. Tek bir atom parçasına ulaşıncaya dek kaç kez kesmelisiniz?
Bunun yanıtı doksan kez kesmeniz rektiğidir. Kuşkusuz hiçbir bıçak bunu becerecek kadar keskin değildir. Kek öylesine ufalanacaktır ki, yardımcı bir aygıt olmadan küçücük atom parçasını gözle göremezsiniz. Ama görmenin bir yolu bulunmuştur.
Darwinciliğe inanmamaya yargılı olmamızın nedenlerinden biri de, beyinlerimizin evrimsel değişime özgü zaman ölçeğinden tümüyle farklı zaman ölçeklerinde geçen olaylarla uğraşmak üzere yapılanmış olmasıdır. Saniyeler, dakikalar, yıllar ya da en fazlası birkaç on yıl alan süreçleri anlamak üzere donanmışız. Oysa Darwincilik, tamamlanması milyonlarca, milyarlarca yıl sürecek kadar yavaş gerçekleşen birikim süreçlerine ilişkin bir kuramdır. Neyin olası olduğuna ilişkin tüm sezgisel yargılarımız bu ölçekte müthiş yanlış çıkıveriyor. Kuşkuculuğumuz ve öznel olasılık kuramımız inanılmaz yanılgılara uğruyor, çünkü evrim -bu müthiş bir ironi taşıyor- bizi birkaç on seneden oluşan bir ömürlük bir süre içerisinde düşünmeye ayarlamış. Hayal gücümüzün o aşina olduğumuz zaman ölçeklerinin diktiği demir parmaklıkları aşıp kaçması gerek.