Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder? Ne kadar nefsine zulmeder? Ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder?
Efsane ve gerçeğin harmanlandığı bu kitapta karakterleri bir türlü benimseyemedim. Son kısımda kırmızı saçlı kadının bakışıyla yazılan ilk kısımlar hariç anlatımını da sevemedim. Bana çok basit geldi her şey. Sığ karakterlerden efsane nasıl çıkar ki? Oysa yazar bu karakterleri daha derin psikolojik tahlillerle tasvir edebilseydi her şey bambaşka olurdu. Efsanenin gerçeğe dönüşmesi de sırıtmazdı böylece. Bir yerden sonra dram dizilerinin içinde hissettim kendimi ruhum daraldı. Betimlemeler hep tekdüzeydi. İlk giriş tahminimden de iyiydi ama Mahmut ustanın yaklaşık 50 sayfada anlatılması beni yordu, sıktı ilgimi çekmedi bir türlü. Bir de çok fazla ayrımcı bakış açısıyla yazılmış ben bütünleştirici insanları daha çok severim. Günümüzde de bu ayrılıklar çoğaldığı için daha da gözüme çarptı huzursuz etti. Ben zaten bunlardan kaçıyorum. Kitaplarda da bununla karşılaşacaksam neden kitap okuyorum açar TV izlerim. Her neyse ben açıkçası tespitleri ve dil anlatım kısmını özellikle, romanı bütünüyle sevemedim. Ancak yazar hakkında fikir edinmek istiyorsanız okunabilir.