"İçimde kötü şeyler hissediyorum. Kafamın içinde. Sanki her şey kırılıp parçalanmış gibi." Bunu duygusuz bir sesle, sanki bu gerçeği açıklamak göreviymiş gibi söylemişti.
“Sanki her şey kırılıp parçalanmış gibi.”
"Başın mı ağrıyor?"
"Baş ağrısı gibi bir şey değil. Sanki bir yerimi incitmişim gibi ama bu yer kafamın içinde olduğu için yara bandı yapıştırmak mümkün değil."
“Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar,
bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak : uzaklardan gelip geçerken kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar __ o kadar …
Orman bütün sessizliğiyle yine, yalnız,
duracak orada.