Söyle bana Jacob, Tanrı’nın kadiri mutlak olduğuna inanıyor musun?”
Jacob başıyla onaylıyor.
“Tanrı’nın kusursuz olduğuna? Kendi başına eksiksiz olduğuna. . . ” Jacob yine onaylıyor.
“O halde kusursuz ve eksiksiz bir varlığın hiçbir ihtiyacı, yetersizliği, isteği ya da arzusu olmadığını da kabul edersin, öyle değil mi?” Jacob düşünüyor, duraksıyor ve temkinli bir şekilde başıyla onaylıyor. Spinoza, Franco’nun dudaklarında beliren bir gülümseme fark ediyor.
“O halde” diye devam ediyor Spinoza: “Ben Tanrı’nın onu nasıl yücelttiğimize, hatta yüceltip yüceltmemize dair bir isteğinin olmadığını iddia ediyorum. O zaman Jacob, bırak da Tanrı'yı kendimce seveyim ben. "
Bir sorum var. Bir oğlun, babasının yanan etinin kokusunu duyduğu bu dünyayı bir düşünün. Böyle bir dünya yaratan Tanrı nerede? Böyle şeylere neden izin veriyor o? Bunu sorduğum için beni mi suçluyorsunuz?
louise salome, hem nietzsche hem de nietzsche’nin arkadaşı filozof paul ree’nin evlilik tekliflerini reddetmişti. İki adamla da evlenmeyi kabul etmemiş. fakat onlara entelektüel bir “kutsal üçlü” olarak hep beraber yaşamayı önermişti. filozoflar ise şaşırtıcı bir şekilde bu teklifi kabul ettiler. Ancak kıskançlık başlayınca üçünün eğlencesi uzun sürmez. Salome kışı berlin’de sadece Ree ile geçirmek isteyince, kendini ihanete uğramış hisseden nietzsche kuzey italya’da inzivaya çekilmeye karar verir, intihar etmek yerine ise salome’ye atıfta bulunduğu düşünülen, ünlü “kadınlara mı gidiyorsun ? Kırbacını unutma!” cümlesini içeren Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını on gün içinde yazar.