Bir halkın özel yaşamı, edebiyatıdır. Tutkularını, özlemlerini, düşlerini, yoksunluklarını, inançlarını, çevresindeki dünyaya bakışını, kendisini ve buna bizde dahil olmak üzere başkalarını nasıl algıladığını edebiyatla açığa vurur.
TDK ‘ye göre Dobra kelimesi Bulgarcadan gelen bir kelime “ iyi, güzel, ve anlaşılır “ anlamına gelmektedir. Ses tonuna ahenk katmak, kelime seçimine dikkat etmek yerine düşündüğünü direkt söyleyerek, bu tarzın adına da “dobralık” der.
Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları...
Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar... Su kenarında
Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!
Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi.
Sana da, Monna Rosa, taş bebeği bıraktık,
Ellerinde kılçıklı balıkların bir dişi.
Senin hatıran gibi büyük, yeni, karanlık;
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi..
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!
“Bir yanlışlık yaptıysam, bunu hayatımla ödüyorum. Yeter artık! Sen de beni bırakıp gittin; ama sana çıkışmak istemiyorum! Seni bağışlıyorum. Sende beni bağışla! “