Gözde Burgu

Gözde Burgu
@GzdBurgu
Tante Rosa'nın varoluşu hk.
Puan vermedi·106 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:18
"...aslinda Tante Rosa ne büyükannemin, ne de teyzemin yaşantılarını anlatır. O, büyükannemden başlayıp bende biten bir çizgidir. Küçükten bildiğim bir benzeme korkusudur; okuduğum bir mektup; bir iki soluk fotoğraf; anımsadığım bir şarkı; birkaç damla gözyaşı; kendi deneyimlerimde yeniden yakaladığım gülünçlükler; saçmalardır. Çocukluğumda, kabahat işledikçe onun bunun yaptığı benzetmelere duyduğum unutulmuş öfkedir." Sevgi Soysal
İnsan ve Duygular
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kaç tane dönüşüm???
Puan vermedi·74 syf.··
2026 2. kitabı
Her kitabın insanın düşünce kapasitesini, hayal gücünü geliştirdiğine inanırım. Bu kitabın okuduğum diğer kitaplara kıyasla benim kapasitemi üç katı kadar geliştirdiğine eminim. Kitabı aldığımda konusu hakkinda biraz bilgim vardı. Baş karakter bir sabah kocaman bir böcek olarak uyanıyor ve o, hayata bu sekilde ayak uydurmaya calisirken ailesi de ona ayak uydurmaya çalışıyor. Bu muydu yani "dönüşüm" ??? Meğer değilmiş. Kitabın tum karakterlerinin yaşadığı dönüşümleri okuyormuşuz. Bir karaktere sinirlenirken bir karaktere üzülüyorsun derken diger karakterin yaptiklarini yargılayıp düşüncelere dalıyorsun. Evet cok saçma bir insanın böceğe dönüşmesi ama tut ki o böcek kadar is yapamaz hale geldin, işinden oldun, bu mümkün. Peki senin ailen buna nasıl tepki veriridi? Ya da buyuk kardeşin iş göremez hale gelse sen ona nasıl davranırdın? Olmayacak durum değil, gelecekte olası bir durum. Bu yüzden sanki sen yaşamışsın gibi düşüncelere dalıyorsun.
Duygu ve Düşünce
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268bin okunma
Puan vermedi
-spoiler icerir- Mrs.C... 42 yaşında, yetişkin iki oğul sahibi, dul bir İskoç kadını. Evliliğini dolu dolu yaşadı, İtalya, ispanya, Londra, Fransa gezdi, haliyle eşini kaybedince boşluğa düştü, başka bir deyişle hayat anlamsızlaştı onun için. Ruhunu biraz olsun kıpırrdatabilmek için hayatın hızlı aktığı mekanları ziyaret ederek ortamın ritmine gözleriyle ayak uydurmayi tercih etti. Monte Carlo'da bir kumarhanede, duygularını mimiklerinin tüm çıplaklığıyla ele veren bir adamın hareketlerine adeta kapılarak bahsi geçen 24 saatin ilk anlarını başlattı. Yaşanan hiçbir anı senelerce kimseyle paylaşmadı Mrs.C. Ta ki seneler sonra kaldığı bir otelde benzer bir olaya şahit olana dek. Çünkü tepkiler bekledigi gibi gelmedi . Bunca yıl kendine bu kadar yüklenmeli miydi, suçlamalı mıydı? Göreceli bir durum... Ama okursanız Zweig'ın duygu durum betimlemeleriyle kesin bir karara varacağınıza eminim.
Edebiyat & Roman
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151,1bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
-spoiler icerir- "Bilinmeyen bir kadın"ın mektubu... Halbuki bilinmek için, hatırlanmak, tanınmak için o kadar çaba vermiş ki... Üzücü evet. Kitabın büyük bir kısmını hüzünlenerek okusam da düşüncelere dalıp kızdığım noktalar da oldu. Onca çabanın ardından onun icin hala sıradan biriysen bu zorlayış niyeydi? Çocuğunun daha rahat ve mutlu bir hayatı olabilecekken onu bundan alıkoymak niyeydi? Saplantılı aşk, teslimiyet, karşı taraftan karşılık görmediğin zaman kendine eziyeti doğurur. Bunu seçmekte özgürsün. Ama çocuk varsa bu seçim bencillikten başka bir şey olmaz. Belki de bu seçim öldürdü o çocuğu kim bilir...
Edebiyat & Roman
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma
Spoiler içerir
7/10
·50 syf.··
2025 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 21:05
I. Dünya Savaşı'nı ülkesi dışında geçiren bir yazarın iç seslerini okuduğumu düşünüyorum. Göç ettiği ülkeye hayran kaldığı halde aklı, kalbi, vicdanı kendi ülkesinde kalmış olsa gerek, ülkesini nazilerin ele geçirmesiyle intihar eden bir yazar Zweig. Baş karakterimiz Ferdinand'a ne de benziyor değil mi? Ferdinand, askeriyeden gelen emre karşı duyduğu sorumluluğu "mecburiyet" kavramına bağlayarak göreve gidip gitmeme arasında seçim yapma yükünü üzerinden atmaya çalışıyor. Halbuki bu görev onun için de eşi Paula için de "cinayet ve esaret" demek. Yazar bolca yapmış olduğu duygusal betimlemeler sayesinde baş karakterin yaşadığı içsel sıkıntıları, duygusal geçişleri, kaçışları okuyana birebir yansıtmakta. Zweig Stefan Zweig
Edebiyat & Roman
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma