-spoiler icerir-
Mrs.C... 42 yaşında, yetişkin iki oğul sahibi, dul bir İskoç kadını. Evliliğini dolu dolu yaşadı, İtalya, ispanya, Londra, Fransa gezdi, haliyle eşini kaybedince boşluğa düştü, başka bir deyişle hayat anlamsızlaştı onun için. Ruhunu biraz olsun kıpırrdatabilmek için hayatın hızlı aktığı mekanları ziyaret ederek ortamın ritmine gözleriyle ayak uydurmayi tercih etti. Monte Carlo'da bir kumarhanede, duygularını mimiklerinin tüm çıplaklığıyla ele veren bir adamın hareketlerine adeta kapılarak bahsi geçen 24 saatin ilk anlarını başlattı.
Yaşanan hiçbir anı senelerce kimseyle paylaşmadı Mrs.C. Ta ki seneler sonra kaldığı bir otelde benzer bir olaya şahit olana dek. Çünkü tepkiler bekledigi gibi gelmedi .
Bunca yıl kendine bu kadar yüklenmeli miydi, suçlamalı mıydı? Göreceli bir durum... Ama okursanız Zweig'ın duygu durum betimlemeleriyle kesin bir karara varacağınıza eminim.