Neden bu kadar kötümsersin?
-Sen neden değilsin? Çevrene bakmıyor musun? En mutlu görünenlere bile?
Bütün bunlar üç oda, bir mutfak, iki çocuk düşü ile başlıyor. Sonra? Haydi bayanlar, baylar! Bu fırsatı kaçırmayın. Siz de girin, siz de görün.
Üç perdelik dram. Birinci kısım: Dağlar dümdüz. Ikinci kısım: Ne çok tepe! Üçüncü kısım: Ova batak.
Bugünlük bu kadar baylar. İyi geceler. Yarın gene bekleriz.
Merhaba Sevgili Kitap Dostları,
Karantina veya kısıtlama altında olduğumuz bu günlerde bayramı kitapla kutlayalım, değil mi? Kaleme aldığım KARANTİNA adlı bu kitap, içinde bulunduğumuz koşulda 14 günlük Karantina altında kalan Asya'nın içsel yolculuğunu konu alıyor. Avrupa'dan dönen Asya iki kültür arasında varlığını korumaya çalışırken farklı bir sonla karşılaşacaksınız. Masallardaki mutlu bir son değil gerçek bir acı keşfedeceksiniz.
İsminize özel imzalı kitabı bir kişiye çekilişle hediye etmek istiyorum.
Pazar akşamına kadar iletiyi beğenen, yeniden paylaşan ve beni (nihanozant) takip eden kitap dostları çekilişe katılabilecektir.
Bol bol etiketleyin, önerin. Bu günleri beraber yorumlayalım. Karantina'yı kitaplığına misafir eden her okurun yorumlarını heyecanla bekliyor olacağım.
Sevgilerimle,
Nihan Özant
Kitabı incelemek isteyen okurlar için:
Karantina
Şu ana kadar İran edebiyatından tanıdığım Hayyam ve Samed Behrengi'ye artık Sadık Hidayet de eklendi.Kitabi okumadan önce yazarın hayat hikayesini bilmek gerekiyor Yazar zengin bir ailenin çocuğu olarak yurt dışında eğitim alıyor. Fakat içsel sıkıntıları var. Iki kez intihar girişiminde bulunuyor.Üçüncüsünde henüz 48 yaşındayken Pariste havagazını açarak intihar ediyor.
Sadık Hidayet içinde yaşadığı tüm bunalımlarını bu kitaba aktarmış sanki.Kitabın ilk yarısında olay yok.Aslında var ama tamamen hayal alemi gibi. Sonrasında geçmiş ve günümüz birbirine karışıyor. Kişiler de öyle.Kitaptaki kişiler aslında aynı kişi. Bir kişiyi birden fazla karakterle anlatıyor yazar. Bu da aslında bozuk ruh halini anlatıyor. Baştan sona karamsar bir kitap.Fakat hastalığı ve ölüm korkusunu çok güzel anlatmış. Ağır basan yaşama isteğini...
Sadık Hidayet İran gibi bir ülkede ölümden sonra yaşam olması beni korkutuyor diyor.Hiçliğe inanıyor, öyle olmasını istiyor.Zaten kitabı Paris 'te yazıyor ve İran 'da satışı yasaklanıyor. Modern İran edebiyatının temsilcilerinden ve devrimci bir yazar. Kitap çok hoşuma gitmese de İran edebiyatına bir başlangıç oldu.
Bu kitabın yazılmış en iyi bilimkurgu romanı olduğunu düşünenler var. Ben Cesur Yeni Dünya 'yı daha çok beğenmiştim. Kitabın ön sözünde "Fahrenheit 451 ,yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa o kitap olmaya aday."diyor. Tabi ki daha iyi kitaplar vardır fakat işlediği konu itibariyle yeryüzünde son kitap bu olursa mutlaka gizli saklı başkaları da olur zaten.
Yazar "Yaya "ve "Itfaiyeci" adında iki kısa öyküyle başlıyor kitaba.Kitapta itfaiyeciler yangınları söndürmek yerine kitap olan tüm evleri yakıyorlar.
Yazar itfaiyeyi arayıp kitap kağıdının kaç derecede yanacağını soruyor. 451 Fahrenheit yanıtını alınca kitabının adı da belirlenmiş oluyor.
Kitap 1950'lerde televizyonun insanların hayatına yeni yeni girip duvarlardaki,odalardaki kalıcı yerini almaya başladığı yıllarda yazılıyor. Ve usta bir yazar müthiş bir öngörüyle kitapların yakıldığı, kitap okuyanların suçlu olduğu,televizyonun insanları hipnotize ettiği bir dünya yaratıyor. Günümüzde bu kadar iç karartıcı görünmese bile geldiğimiz nokta çok benzer diye düşünüyorum.