Son derece kendinden emin görünmesine ragmen içini bir tedirginlik kaplamıştı. Çünkü bu ülkede herkesin bir açığı vardı, çünkü bu iilkede herkes devletten korkardı.
„Sonra da ne yapmalı, ne yapmalı, diye sordu boyuna. Ne yapmalı, ne yapmalı? Ölüm kolay, ölümü göze almak daha kolay... İnsanın bir canı var, onun da bir kurşunluk hükmü var, ama ne yapmalı, işte bu zor.“
„Bugüne dek kadınların kime âşık olduğunu kimseler bilmiyordu. Bunu ilk anlayan ben oldum. Kadın, şeytana âşıktır. Kesinlikle şaka falan etmiyorum. Fizikçiler saçmalar dururlar: Kadın şöyle şöyle bir varlıktır, falan diye... Oysa tek şeytanı sever kadın. İşte, görüyor musunuz, birinci balkondaki locasından dürbününü doğrultmuş, bakıyor. Kime bakıyor peki? Diyeceksiniz ki, şu göğsünde nişanı olan şişkoya bakıyor. Yanılıyorsunuz! Nişanlı şişkonun hemen ardında duran şeytana bakıyor! Dikkat! Şeytan şişkonun ceketinin altına saklandı! Bakın, ordan başıyla razılık işareti veriyor kadına! Tamam, artık onundur kadın!“