Hârun

Maddî ve manevî buhranlarla karşı karşıya kalmış olmamızın kabahati millet değil, milletin fıtratına aykırı yollara gitmek isteyen fikir, sistem ve politikacılardadır. Bugün bir kısım gençliğimiz millî değerlerimizden uzaklaşarak çeşitli "izm"lerin peşinden gidiyorsa, materyalist, anarşist oluyorsa, hippiliğe ve gayriciddi yaşayışa özeniyorsa, anaya, babaya asi oluyorsa, bütün bunların sebebi körü körüne yürütülen Batı taklitçiliğidir.
Sayfa 173 - Milli Gazete
Sosyoloji-Düşünce
Reklam
Son söz
Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olanlar, önce gönüllerinde ve zihinlerinde yol almak zorundadırlar. Evvela, 'Bu yolu ben nasıl aşarım' korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol ne kadar zor olursa olsun bir müddet sonra aşılmış, yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman yüreklerinde, aslında engellerin zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.
Sayfa 279 - Milli Gazete
Hayata Dair
Dışımızda, duyular dünyasından başka bir âlemin var olduğuna dair elimizde herhangi bir 'rasyonel' kanıt bulunmamaktadır ancak üretim ve tüketimin tek hayat şekli olmadığına dair açık bir hisse sahibiz.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
İşte bu bağlamda, "Türkler" tanımı da sadece etnik bir ifade olmaktan çıkmış, Batı'nın gözünde Müslümanlıkla özdeşleşmiştir. Özellikle Anadolu ve Trakya havzasında Müslüman olan herkes için bu ifade kullanılmaya başlanmıştır. Hatta Latin dünyasındaki bazı dua metinlerinde Türkler için lanetler yer alması, bu tanımın etnik değil ideolojik bir içerik taşıdığını açıkça göstermektedir. Yani "Türk" kelimesi, Batı'nın zihin dünyasında, Müslüman siyasi direnişinin bir sembolü haline gelmiştir. Dolayısıyla, Türk kavramının olgunlaşmasında dış dünyanın bu bakış açısı da belirleyici rol oynamıştır.
Sayfa 49
Sosyoloji
1990'lı yılların ortalarına doğru yani mücadelesinin neredeyse zirve yaptığı yıllarda Erbakan, "Atatürk yaşasaydı Refah Partili olurdu" demişti. Refah karşıtlarını epey şaşırtan ve "takiye, spekülasyon" değerlendirmelerine yol açan bu söz aslında bir zihniyet eksenini ifade ediyordu. O zihniyet, küresel egemenlere karşı verilen tam bağımsızlık mücadelesi zihniyetidir. İki mücadele de aynı eksenin farklı zamanlardaki tezahürüydü. Milli Mücadele, Milli Görüş'tü. Bu açıdan söylenmiş bir söz idi.
Sayfa 234
Kitap Alıntısı
Reklam