Hasan aslan

Hasan aslan
@Hasanaslan1977
turzim
lise
istanbul
Erzincan Refahiye Arpayazı
29 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
İnanç üzerine:::
İnsanları Tanrı’ya inanmaya iten şey entelektüel bir argüman değildir. Çoğu insan Tanrı’ya inanır. Çünkü küçük yaşlardan itibaren bunu yapmaları öğretilmiştir ve asıl neden de budur.” ……. Dahası ne deneyimleri ne de gözlemleri onu, inananların inanmayanlardan ortalama olarak daha mutlu ya da daha mutsuz olduğunu düşünmeye sevk etmiştir………. Tüm Tanrı kavrayışı eski Doğu despotizmlerinden türetilmiş bir kavramıştır…. Öyle görünüyor ki, bu rezil bir durumdur ve kendine saygısı olan insanlar’a laik değildir.
Sayfa 286 - Kronik·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Darwin haklı mıydı acaba?
Darwin haklı mıydı acaba? Dünya insan türünün yaşaması ve güzelleşmesi için güçlülerin zayıfları yuttuğu bir şavaş alanı mıydı?
Sayfa 547 - Türkiye iş bankası·Kitabı okudu
Alçakgönüllük
Bir toz alçakgönüllülük insan aptallığına iyi gelebilecek potansiyel bir çaredir. Milli dini ve kültürel gerilimler insanların kibirli bir şekilde kendi millet, dini ve kültürlerinin dünyanın en mihimi olduğunu, dolaysıyla kendi çıkarlarının diğerlerinden ya da genel olarak insanlığın çıkarlarından önce geldiğini düşünmesinden kaynaklanıyor////. ///////////// Önyargılar ve baskıcı rejimlerle savaşmak büyük cesaret ister ama bilgi eksikliğini kabul edip bilinmeze doğru yol almak fazla cesaret istiyor.
Sayfa 2287·Kitabı okudu
Alıntı
iÇ ANADOLU ‘yaklaştıkça kurt hücumuna uğramış koyunlar gibi birbirine sokulmuş kerpiç evlerdenden kurulu yoksul, neredeyse erkeksiz köylerden, kel dağların eteklerinden , Kıraç topraklardan geçerek , karanlık, bakımsız kasaba ve şehirlerde konaklayarak ilerleyen kafile, altı gece ve yedi gün süren yorucu bir yolculuktan sonra akşama doğru Ankara’ya ulaştı. Altı yüzyıllık devletin anavatanı Anadolu, bütün imparatorlukların anavatanların tersine, utanılacak kadar yoksul ve bakımsızda. Nesrin’in neşesi sönmüştü. onun hayal kırıklığını fark eden tel gözlüklü doktor kâmil bey, “ bak kızım..” demişti,”..bir tekerleme vardır, bilir misin: Çalıydı, çırpıydı ama evindi. Anadolu da yoksuldur, çıplaktır. Bakımsızdır ama vatanımızdan. Osmanlı Devleti Anadolu’yu sürgün idarecilerin, mültezimlerin, mütagallibelerin, ağaların, cahil hocaların, şeyhlerin insaf ve iz’anına terk etmiş. Halk uyanamamış, hayatı zar-zor sürüklemekle yetinmiş. Onun İçin şehirlerimiz, topraklarımız böyle. Hele şu vartayı atlatalım, el birliği ile Anadolu ‘yu şenlendirir, halkımızı da uyandırırız. Buraları 40 yıl sonra tanıyamazsınız. Vatan artık padişahın mülkü değil ki, herkesin. Bunu anladığı gün halk sabana, kazmaya, çekice, kaleme, başka bir hevesle sarılacaktır. Nesrin o kadar sevdiği İstanbul’u düşündü. O da Anadolu gibiydi aslında. Halkta yaşama sevinci yoktu, galıba hiç olmamıştı. Halk nasıl canlandırabilirlerse acaba?
Sayfa 95·Kitabı okudu
tutku
İnsan üzerindeki etkileri bakımındaa tüm tutkuların belli evreleri vardır. Tutku bir evrede insana felaket getirir, kurbanını aptallığın ağırlığıyla aşağı doğru çeker ama belli bir süre sonra, çok daha ileri bir evrede tutkular ruhla bütünleşir manevi bir anlam kazanır.