Sanki o piç elin piç hançeri Alpaslan'ın yüreğine değil de kaynayan bir süte bütün soğukluğuyla inmişti; süt kesilmişti; ocak sönmüştü, ocağın sacayağı taşları devrilmişri.
Melikşah hep öyle :"Hay Sav-Tekin Beyim, hay dedem benim, bir gün gelip sultan olacak kişi, her günü o gün gelmiş gibi bilmeliymiş. Anahtarı eline aldığı zaman hemen kapıya uzanmalıymış, anahtar nerde kapı nerde düşünüp durmamalı, aranmamalıymış.." dedi.
"Bende" dedim, "duygularla ve egoyla çarpılmamış, serinkanlı, duru bir gözlem alışkanlığı var. Belki fark etmişsinizdir;her şeyi ve herkesi gözlerim. Birçok insan bunu yapamaz, çünkü aşırı derecede kendi duygularıyla ve egosuyla meşguldür. Başkalarıyla ilgilenmez."
Cehaletimizi kırabilriiz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz!
Hayır, rızkını vermediğimiz, veremediğimiz müddetçe ne çocuk, ne nüfus isteyemeyiz. Karnını doyuramadığımız, sıhhatini koruyamadığımız, tahsilini temin edemediğimiz her çocuk, “bu memlekete yüz milyon lazım” diyenlerin gözüne, onları gaflet uykularından uyandırmak için sokulmuş birer parmaktır.