Ama bu öykülerin hiçbirinde Baba,Ali'den arkadaşı olarak söz etmezdi.
İşin tuhafı, ben de Hasan'ı arkadaşım olarak görmüyordum. Bildik anlamda, yani. Birbirimize,ellerimizi kullanmadan bisiklet sürmeyi öğretmiş ya da karton bir kutudan gayet iyi çalışan bir film makinesi yapmış olsak da. Bütün bir kışı uçurtma uçurarak, uçurtma yarışları yaparak geçirsek de. Bu ince kemikli yüz, tıraşlı kafa ve düşük kulaklar, tavşandudaklı bir gülümsemenin sürekli aydınlattığı bu Çin bebeği yüzü, benim için Afganistan'ın yüzü olsa da.
İnsan adaleti ne kadar zayıf ne kadar güçsüzdü! Yalnız açıkça belli olan eylemlerin öcünü alıyordu. Sizi birdenbire tek bir darbeyle öldüren, uykunuzda bastırıp, sonsuz uykuya daldıran ya da can çekişmekten kurtararak, habersizce vuran katili ölüm cezasına çarptırıp kınamak niye? Ruha damla damla zehir akıtan ve bedeni yok etmek amacıyla içten içe kemiren katile mutlu bir yaşam ve saygı niçin? Ne çok katil vardı, dünyada cezalandırılmamış!
Fakat sorgu, en kötüsü değildi. En kötüsü, sorgudan sonra hiçliğime, içinde aynı masanın, aynı yatağın, aynı lavabonun, aynı duvar kağıdının bulunduğu aynı odaya geri dönmekti. Çünkü kendimle yalnız kalır kalmaz, verebileceğim en akıllıca cevap ne olabilirdi, belki de düşüncesizce bir sözle doğmasına yol açtığım kuşkuyu ortadan kaldırabilmem için bir dahaki sefere ne demem gerekir, bunları kurgulamaya çalışıyordum
İş,ne bir korkuluk olmalı kimileri için, ne de bir ceza, ölüm sayılmalı kimileri için. İş, bütün görünüşüyle, insanları birleştiren, mutlu kılan, ortak bir sevinç olmalı. İnsanlar anlamalı ve bilmeli ki, kişiyi her an pusuda bekleyen ölüm, onları anlayış içinde, sevgi içinde birleştirmelidir. Yıllar, aylar, saniyeler bile sayılıdır. Anlayış içinde bu değerler korunmamalıdır. Hastalıklar ise, ayrılışın değil, birleşmenin, uzun sözün kısası, sevgi ve kardeşliğin nedeni olmalıdır.
Onsuz yaşamaktan korktuğumu fark ettim. Benim hayatımı yıkmaya ne hakkın var, demek istiyordum. Benim senin hayatın üzerinde, hiçbir şey söylemeye hakkım yokken bunu yapmaya ne hakkın var?