📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Canan...
Gönül vermiş ya da sevilen kadın.
Doğrusunu söylemek gerekirse bu hikayede fazlaca sinirlendiğim fakat aksi olursa daha da sinirleneceğim birçok olayla birlikte kalakaldım.
Canan, hikayede ilahi denebilecek kadar haşmetli bir güzelliğe sahip olmasıyla birlikte bu güzelliği kullanabilecek yüreğe de sahip bir kadın olarak geçiyor.
Küçüklükten beri gördüğü hoşgörü ve seyirci kaldığı debdebe, ailesizlikle birlikte güçlü bir silaha dönüşmüş ve sağlam bir bencilliğe evrilmiş.
Kibri ise hikayede ölümüne sebep olmuştur.
Aşıklarından biri ve kocası olan Lami ise bir zamanlar eşi olan gurur ve iffet temsili Bedia'yı Canan için terk ederek evliliğini sonlandıran tutkulu bir aşıktır.
Zannımca Canan'a duyulan hisler aşktan çok daha ötesiydi, Canan zarafetinin ardına sakladığı kudretle var olabiliyordu. Tek güzel kadın o değildi hikâyede fakat buram buram hayat kokuyordu. Hikayede kendini gurur ve iffet konusu dışındaki konularda da tek önemli gören kadındı.
Erkeklerin onda bulupta adlandıramadığı şey kötü ve zehirli de olsa kişiliğin ta kendisiydi. O yüzdendir ki Lami yüzsüz ve pişman bir eş olarak Bedia'ya döndüğünde yüzündeki aman vermez duruşu gördüğünde ondan etkileniyor.
"Bir sene evvel öncesinde Bedia'nın çehresinde bu kadar mana olsaydı, Canan'la rekabet edebilirdi." Diye düşünüyor.
Lami ve onun gibi basit zaafları olan erkekler bana bu konuda pek ümit vermese de... :)
Velhasıl, Peyami Safa'nın biçemi ve tahlilleri için okunabilecek bir kitap fakat günümüz kadın hakları ve erkeklerin mazur görülen zaafları ile konu bakımından pekte hoşuma gitmeyen bir okuma serüveni oldu.
Tavsiye ederim fakat Bedia'nın başka bir hayatın varlığını aklına dahi getirmeyecek kadar katı iffet mağduriyetini ve sevgisi için kendini mahkum ettiği muallak hayatı da aklımdan