Demek ki hassas ve derin bir ruh, benim gibi, uzun seneler böyle edebiyat sayesinde şiir ve hayalle gıdalanır da sonra bu kadar adi bir ortama düşerse tabii ve mecburi bir şekilde uyuşmazlık meydana geliyor. Ve bu uyuşmazlık kadar ruhu tahrip eden başka da bir şey olamaz. Dünyada çevresine yabancı olmak kadar tahammül edilemez bir felaket yoktur zannederim.