h.

h.
@Hasretarslan
Eski kitaplarda kendime yer açıyorum, biraz geçmişte, biraz satır aralarında yaşıyorum.
Tekvin
6/10
·604 syf.··
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 01:09
Herkese selamlar. Kitabı yeni bitirmişken, ilk izlenimlerimi paylaşmak istedim. Osman Hamdi Bey’in, Tekvin tablosuna duyduğum ilgi nedeniyle büyük bir merakla aldım. Ayrıca Barış Özcan’ın tavsiye etmiş olması da beklentimi oldukça yükseltti. Ne var ki, kitap bu beklentimi karşılayamadı. Başlangıçta akıcı ilerleyen anlatı, bir noktadan sonra tekrarlar nedeniyle yorucu hale geldi. Yazarın aynı düşünceleri sık sık vurgulaması, kurgudaki birçok mantık hatası ve uçsuz bucaksız komplo teorileri beni zaman zaman hikâyeden uzaklaştırdı. Ayrıca birçok yerde bilgi aktarımı, olay örgüsünün önüne geçti. Kitabın arkasında yazarın ciddi bir emek harcadığı hissediliyor ve kötü bir okuma deneyimi yaşadığımı söyleyemem. Ancak genel olarak, umduğumu bulamadım. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim. :)
1000Kitap
TekvinArif Ergin · Doğan Yayınları · 20182,694 okunma
Kadının Adı Yok
2/10
·200 syf.··
2026 35. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 15:43
Öncelikle, Kadının Adı Yok’a başlamadan önce “her kadının okuması gereken bir başucu kitabı” olarak tavsiye edilmesi beklentimi yükseltmişti; ancak okuma sonunda umduğumu bulamadım. Şunu söyleyebilirim ki Türkiye’de yaşayan pek çok kadın bu kitapta kendinden bir parça bulabilir. Anlatılanlar hayatın içinden; fakat verilmek istenen mesajın zayıf bir kurguya yedirildiğini düşünüyorum. Ana karakterin ergenliğe girmesiyle birlikte, başta babası olmak üzere çevresindeki erkeklerin hem ona hem de kız kardeşine karşı tutumlarının değişmesini anlamlandıramayışını tamamen hissettim. Ancak kitap ilerledikçe tek tip bir erkek profili öne çıkıyor ve bu karakterler çoğunlukla uç noktalarda konumlandırılıyor. Benzer baskıların tekrar eden örneklerle anlatılması, bir süre sonra hem anlatının etkisini zayıflatıyor hem de inandırıcılığını azaltıyor.
Duygu Asena
Duygu Asena
‘nın kendi görüşünü okura kabul ettirme çabası hissediliyor. Ana karakter özgür bir birey olarak var olmak isterken, ilişkilerinde sürekli çelişkiler yaşıyor. Babasının sadakatsizliğini eleştirirken kendi evliliğinde benzer bir durumu “aşk” olarak meşrulaştırması bu çelişkinin en belirgin örneklerinden biri. Ayrıca evlilik, çoğunlukla tek yönlü ve olumsuz bir çerçevede; kadınların başına gelebilecek en kötü şey buymuş gibi yansıtılıyor. Benim için kitap, önemli bir meseleye dikkat çekse de yetersiz kaldı. Zaman kaybı hissi yaratan bir okuma oldu diyebilirim.
1000Kitap
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
Siyah Gözler
9/10
·75 syf.··
2026 33. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 01:04
Yazarın Siyah Gözler’i kaleme aldığı dönemde aşk genelde daha idealize edilirken, burada biraz daha farklı bir yaklaşım var. Olayları bir kadının ağzından, onun iç dünyasından okuyoruz. Sürekli kendini sorgulayan, çekinen bir kadın var; toplumun ne diyeceği korkusu adeta iç sesine dönüşmüş. Bu yüzden duygularını yaşarken bile rahat değil. Kendisinden on yaş genç birine karşı hissettikleri ve dul oluşu bu durumu daha zor hâle getiriyor. Sadece aşık olmuyor, aynı zamanda yanlış mı yapıyorum? kaygısını da taşıyor. Kaygıları oldukça yoğun ve zamanla bir saplantıya dönüşüyor. “Seven daima kıskanır” bakış açısının ne kadar hastalıklı olduğunu kısa ve etkili bir dille anlatmış
Cemil Süleyman
Cemil Süleyman
. Genelde bu tür “takıntılı aşk” hikâyelerinde erkek karakter öne çıkarken, burada bunun tersini okumak hoşuma gitti. Türk edebiyatı okumayı seviyorsanız tavsiye ederim.
Edebiyat
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,028 okunma
BEN MİYİM?
7/10
·104 syf.··
2026 27. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 11:26
**Hayatın bir bölümü gitti, savaş aldı bizden, hayatımızı çaldı; tektar nasıl bulacağız şimdi? ** İlk bakışta savaş sonrası eve dönen bir adamın hikayesi gibi duruyor ama aslında anlatılan şey bu adamın kendi benliğine geri dönememesi. Ana karakterimiz doktor olan Hans Birinci Dünya Savaşı sona erince evine dönüyor. Biz de kitap boyunca onun gerçeklik duygusunu yitirip yabancılaşmasını okuyoruz. Ortada bir değişimden çok, bir silinme hissi var. Savaştan önce kim olduğu belli: bir doktor, bir eş, toplum içinde bir yeri olan biri. Ama savaştan sonra aynı hayata dönse bile o hayatla bağ kuramıyor. Dışarıdan bakınca her şey yerli yerinde; içeride ise hiçbir şey eskisi gibi değil. Bu kopuş en çok duygularda kendini gösteriyor. Hans’ın en belirgin hali, hissedememesi. Sevmesi gereken yerde sevemiyor, şüphe duyması gereken yerde bile o duygu tam oluşmuyor. Her şey yarım. Sanki kendi yaşamını yaşamıyor, izliyor. Bu durum, travmanın yarattığı bir tür kopuş gibi. Sonlara doğru karakterin o bunalımını, kimlik sorgulamasını tamamen hissediyorsunuz. Karakterin zihniyle birlikte sizinki de karışıyor tabii, ben de ne okuduğumu sorguladım bu bölümlerde :) Akıcı bir okuma olmadı fakat bana çok gerçekçi ve çarpıcı geldi. Bu tarz monologları okumayı seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.
1000Kitap
Ben miyim?Peter Flamm · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598 okunma
Yaşam hakkında son derece bilgisizken ölümü bilebilir miyiz?
9/10
·339 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 14:46
Jack London gerçekten yaşadığı dönemin çok ötesinde bir yazar okurken bunu bir kez daha anladım. Yıldız Gezgini kitabını ise hayatının son döneminde sağlığı bozulmuş ve ölüm fikriyle yoğun bir şekilde uğraşırken yazmış. Ayrıca gerçekten de San Quentin hapishanesinde yatmış olan Ed Morrel’in anılarından esinlenmiş. Yani o korkunç işkence sahneleri kurgudan çok daha fazlasını barındırıyor. Okurken siz de ölüm, ruh, varoluş, özgürlük kavramlarını sorguluyorsunuz. Ana karakterimiz profesör Darrel Standing meslektaşını öldürerek San Quentin hapishanesine düşüyor ve burda korkunç işkencelere maruz kalıyor. Ve böylece zihninin sınırlarını zorlayarak farklı taktikler geliştiriyor. Darrel fiziksel olarak bağlı, hareket edemiyor, acı çekiyor, dayanamayacak noktaya gelince zihni sınırlarını aşıyor ve başka hayatlara gittiğini deneyimliyor. Bu arada ben bu kısımları okurken yer yer zorlandım sebebi ise dilinin ağır olması değil de kitaba tam alıştığınız anda başka bir hayata sıçrıyor ve yeniden adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Her bölümde yeni ortam, yeni insanlar, yeni bir gerçeklik var. Bu da bende kopukluklar yarattı. Okuyacak olanlara klasik bir olay hikayesi gibi değil de, öteki hayatlara yolculuk kısımlarını öykü şeklinde veya birinin zihninde dolaşıyormuş gibi düşünerek okumanızı tavsiye ederim bu şekilde daha iyi kavrıyorsunuz. İyi okumalar dilerim :)
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma