şu perişan dünyada, âvâre nev-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahipsiz, hâmisiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder. İşte bu âvâre nev-i beşer içinde, bu perişan fâni dünyada; insan, sahibini tanımazsa mâlikini bulmazsa ne kadar bîçare sergerdan olduğunu herkes anlar. Eğer sahibini bulsa mâlikini tanısa o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinad eder. O vahşetgâh dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaretgâh olur.
Asa-yı Musa[Y] - 234
İkimiz de eşikteyiz. İçeri de ıssız, dışarı da. Sen geçtim sanıyorsun, ben kaldım. Bir uzun can çekişme.
Dudakların ağzımda gözyaşı mührü.... Ömür Hanım, öyle bir acı ki bu, ölen yaşayan da her gün yeniden ölüyor, yaşayan ağlamadan kimseyi sevemiyor.
Peygamber efendimiz bir nesil inşa etti. Öyle ki ondan önce hüküm ferma olmuş kralların hayatlarına, krallık yaptıkları topraklara bakarsanız devasa yapılar görürsünüz. Ad kavminin yaptığı İrem şehrini görürsünüz. Semut kavminin vadilerde kayaları oyarak inşa etti Petra şehrini firavunların yaptığı göz kamaştırıcı piramitleri görürsünüz ama efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem medinesinde iki katlı bir ev bile nadiren görürsünüz. Çünkü Efendimiz bütün yatırımını insana yapmıştır; insanı inşa etmiştir. Ve o insanlar cihanı fethetmişlerdir. İslam'ın sancağını, en erken devirlerde Afrika'nın, Asya'nın, Anadolu'nun en uç noktalarına kadar taşmışlardır.
Bu kahverengi ceketi hazırlandığında kazanacağı para kim bilir nereye lazım olacak? Belki bu para marangoza verilecekti: Küçücük tabutu hazırlayacak olan marangoza! Ve bay Csetneky bu son derece zarif yeni takım elbisesi içinde bayramlarda boy gösterecekti.