Siyah Lale Fransız edebiyatı sever misiniz?
Alexandre Dumas’a ait olan Siyah Lale
İlk öncelikle yazarın kullandığı dilin gayet anlaşılır bir dil olduğunu belirtmek isterim. Hatta kitabın içinde zaman zaman kendisini gösteriyor. Mesela tasvir edilecek bir mekan olduğunda: “Buradan size daha önce bahsetmiştik” gibi bir ifade yer alıyor. Bu zaman zaman metinle arama girse bile görmezden geldiğimde gayet severek okudum; yazar yaşıyormuş, arada size merhaba demeye gelmiş gibi hissettiriyor. Gelelim kitabın konusuna: Olaylar 20 Ağustos 1672 tarihinde geçiyor. Bir çiçekçilik cemiyeti o dönemin en kusursuz, lekesiz bir siyah lalesini yetiştirene bir ödül sunuyor. Kahramanımız olan zeki doktor Cornelius Van Baerle bu işe gönül koyuyor ve olaylar hiç beklenmedik şekilde gelişiyor. Başına türlü belalar gelen ve kıskanç komşusu tarafından büyük haksızlıklara uğrayan Cornelius hapishanede benim şansı dediğim kadın olan Rosa ile tanışıyor. Bakalım o kusursuz siyah lale yetişecek mi?
Kitabın en sonu şöyle bir cümle ile bitiyor ve beni mest ediyor:
“Bazen insan kendisinde çok mutluyum deme hakkını asla bulamayacak kadar çok acı çeker.”
Okumanızı tavsiye ederim.
Alexandre Dumas
Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri , öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. Seveceksen ölçülü sev ki sevgin uzun sürsün; çok hızlı giden de çok yavaş giden gibi geç varır hedefe.
William Shakespeare - Romeo ve Juliet