Hatunsavci

Hatunsavci
@Hatunsavci
Sol elinde kahve, sağ elinde kitap olmadan yaşayamayan bir kadın.
Yüksek Lisans
24 Eylül
18 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Aziz Bey Hadisesi
5/10
·88 syf.·
2021 10. kitabı
Merhaba Aziz Bey…. Aziz Bey benim Ayfer Tunç ile tanışma kitabım oldu. Bu kadar az sayfa içinde bir adamın yaşantısını anlatmanın bence hiç kolay olmadığını belirtmek isterim; bu ortaya yalınlığı çıkarıyor. Kitabın başlarında Aziz Bey'e ne kadar üzüldüğümü, içerlediğimi anlatamam. Kendimi onun yerine koydum, babasının kapısını yüzüne kapatışını, çok sevdiği Maryam tarafından kandırılışını sanki ben yaşadım… Ama sonra bu derin üzüntünün yerini hafif kızgınlık almaya başladı. Çünkü hayat Aziz Bey'e bir şans verdi, yeni bir sevgili, çalması için bir yetenek… Ama o hiçbir zaman hayatla olan inatlaşmasını bitiremedi ve hayatı yalnızca kendi duyguları için yaşadı. Bir hevesle evlendiği karısını sevmemesi bir kenarı, onu yalnızlığa mahkum etti ve kendine yaşatılan her şeyi aslında ona yaşattı. Ben Aziz Bey'in genç yaşından itibaren bir kimlik karmaşası içine girdiğini ve bu gerçekten kim olduğunu asla bulamadığını düşünüyorum. Ve bu yolda koca bir ömrü heba ettiğini… En son yaşanan sahnede çamurların üzerine düştüğündeki hissettiklerimi sanırım asla unutmayacağım. Ama bu bile bana şunu hatırlattı: Hayatla inatlaşan herkes, elinde sonunda kaybetmez mi? Bir Aziz Bey geçti satırlardan, bana sevdiklerimizin kıymetini bir kere daha bilmeyi öğretti. Teşekkürler…. Ayfer TunçAyfer Tunç
İnsan
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Reklam
KAPİTALİZM KISA TARİHİ
Puan vermedi·110 syf.·
2021 9. kitabı
Kapitalizm nedir? Veya dünyanın var olmasından bu yüzyıla kadar süregelen kapitalist sistemin, nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz? Fransız tarihçi Fernand Braudel:Maddi yaşam yaygınlaştıkça her şeyin ileriye doğru hareket ettiğini söylüyor. Bugünümüze baktığımızda da seneler önce söylenen bu sözün, bir telefonun üst modeli çıktığında onu almak için çaba harcayışımızdan görüyoruz. Hollanda ve İngiltere’nin 1500’lü yıllarda kapitalist işletmeyi ilk uygulayan ülkeler olduğunu kabul eden bir tarihten bahsediyorum. Fakat dikkatinizi çekmek isterim ki: Tarihin tekerrür etmesinden midir bilinmez o yüzyılda bile toplumların kapistalist düzenlerini değiştiren bir şey var; salgınlar. Tıpkı bizim düzenimizi değiştirdiği gibi... Geçmişle kıyasladığımızda insanın emeğini ve gerçek insanı köle olarak kullanan bu sistem, şimdilerde kapitalist düzene hakim işletmeleri insan odaklı olmaya itmiş durumda. Peki bunlar nedir? Senelerce mesai saatlerinden, hafta sonu çalışmalarından şikayet eden ve bunu işletmelere bir türlü kabul ettiremeyen çalışanların, büyük bir dilimi kalıcı olarak evden çalışmaya geçiyor. Bunun sebebi de bence şu: Kuşak değiştirmek. Çünkü hakimiyeti yavaş yavaş ele almaya başlayan z kuşağı artık ağır çalışma şartlarına boyun eğmiyor. Kitapta geçen diğer bir konu da: O yüzyıllardan bu yana kadınların her konuda büyük etkilerinin olmuş olması. Ve ne acıdır ki onların gücünün yalnızca çocuk doğurmak, soy devamlılığı olarak görülmesi... Evet yüzyıllardır değişmeyen nadir şeylerden biri de bu. Kitap genel olarak bu düzeni ve tarihi anlatıyor. Okunması zor bir kitap olduğunu söylemeliyim; okuyacaklara şimdiden kolaylıklar dilerim.
İnsan
Kapitalizmin Kısa TarihiFernand Braudel · Say Yayınları · 2021336 okunma
Tüketim Toplumu
Puan vermedi·256 syf.·
2021 8. kitabı
Tüketim Toplumu kitabı, Dostoyevski’nin çok sevdiğim alıntısıyla söze giriyor: ‘’Bütün maddi tatminleri sağlayın ona, öyle ki uyumak, çörek yemek ve dünya tarihini sürdürmeyi dert edinmekten başka yapacak bir şeyi kalmasın; yeryüzünün tüm mallarına boğun ve saç diplerine kadar mutluluğa gömün: Bu mutluluğun yüzeyine küçük kabarcıklar çıkacaktır, suyun üzerinde olduğu gibi.’’ Aslında bu alıntıyla kitabın genellemesini rahatça yapılabilecektir çünkü geçmişten ve bugünümüze süregelen toplum, yalnızca tüketilmeye alıştırılmaktadır. Ne yazık ki kitapta da bahsedildiği gibi biz yeni nesiller artık ihtiyacımız olan ürünleri almamaktayız. Çünkü ihtiyaçlarımızın ürünler ve sınırsız üretimler tarafından ele geçirilmiş olduğunu kanısındayım. Bu kitabın şahsıma bilinçlendirdiği şeylerden birisi de gün geçtikçe insanlara değil eşyalara ve cisimlere bağımlı olmaya başlıyor oluşumuzdur. Bugün çok yüksek ihtimalle pahalı fiyata satın aldığımız bir parfüme ona yüksek ücret ödediğimiz için bağlılık duyabilmekteyiz; yalnızca elimizin altında olma arzusuyla ona sahip olmak için gerçek hayati ihtiyaçlarımızdan kısabildiğimiz şahsımca yadsınamaz bir gerçektir. Kitapta yazar Jean şöyle bir cümle kuruyor: ‘’Geçmiş uygarlıkların tümünde dayanıklı nesneler, araçlar veya binalar kuşaklarca insandan daha uzun yaşamışken, bugün onların doğmasını, gelişmesini ve ölmesini izleyen bizleriz.’’ Bu sözü anlayabildiğim kadarıyla şu şekilde yorumlamak istiyorum: Geçmiş uygarlıklarda insanlar yalnızca hayatta kalmak için üretiyorlardı çünkü gerçekten o nesnelere ihtiyaçları vardı ve onları uzun dönem idare etmesi gerekiyordu. Fakat bugün gelişen teknolojiyle birlikte yenisini üretmek için ve insanların nesnelere olan tüketim ihtiyacını maksimum düzeye çıkarabilmek için ürünlerin kullanım ömürleriyle ve
İnsan ve Toplum
Tüketim ToplumuJean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 20211,307 okunma
Orhan Pamuk Kara Kitap
3/10
·476 syf.·
2021 7. kitabı
Ah Galip… Seni ve Kara Kitabı anlatmaya hangi cümleden başlasam bilemiyorum. Çünkü ben bu kitaba başlarken içimde yeni bir yolculuğa başlamanın bir umudu vardı. Sayfaları çevirirken bu umudu korumaya çalıştım lakin başarılı olamadım. Çünkü ne yazık ki Kara Kitap benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Her şey Galip'in ''bence'' saplantılı olarak tutulduğu karısı Rüya'nın bir gece ufak bir not bırakarak evden kaybolmasıyla başlıyor. Onu kimselere haber vermeden aramaya başlayan eşi Galip, beni arama serüveninden oluşan bir romanı okutmaktan ziyade, tez veya bitmek bilmeyen bir makaleyi okuyormuş algısına sürükletti. Kitabı okurken başka ufuklara açılacağımı zannederken ne yazık ki büyük bir bataklığa saplandım ve oradan çıkamadım. Orhan Pamuk'un şaheseri olarak adlandıran Kara Kitap, ne yazık ki benim için, uzun zaman sonra yaptığım en ''keyifsiz'' okuma oldu. Uzun ve asla noktası gelmeyen cümleler, sonu olmayan tasvirler benim için bir eziyete dönüştü. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi adlı eseri benim için bir hazzın başlangıcı kadar keyifliydi, Kara Kitapta bu nirvana noktasına taşıyacağımı Pamuk'un romanına, karakterlerine hayran olacağımı düşünmüştüm ama dibe çakıldım. Bu kitapta hayran olduğum noktalardan biri: Kitap için yapılan araştırma oldu, bunun için teşekkürlerimi sunuyorum. Roman, insanın neden kendisi gibi olamadığını da anlatıyor ama bence insanın kendisi gibi olması mümkündür; kendisiyle bu hususta çok çakıştık… Galip karakterinin, Celal'in varlığını üzerine giymesi kadar sırıttı bazı şeyler, mesela Rüya ''bence'' kocasını hiç sevmedi. Ve okurken kurtuluş sandığım başlangıç, hem okuru olarak beni, hem de karakterleri mutsuz bir sona sürükledi. En beğendiğim şeylerden diğeri, Galip'in karısına yazdıkları oldu, sanırım kitabın başından sonuna kadar
Aşk
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
10/10
·496 syf.·
2021 6. kitabı
İçimdeki geçenlerin tek bir satırını bile duymayan bu adamla bütün bir ömrü geçirmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum.” •Kürşat Başar’ın Başucumdaki müzik romanı için çok söyleyeceğim şey var ama ilk önce konusuna geleyim: İlk önce etik bir aşk hikayesi beklemeyin. Çünkü kitap evli bir dışişleri bakanıyla yine evli eşi bürokrat olan bir kadının yasak aşkını anlatıyor. Bu romanı okurken taraflı olmak çok zor çünkü sizi binbir farklı duyguya sürüklüyor. Kitapta herkese üzülüyorsunuz, siz olsanız bunları yapmazsınız ama onları hissederek okuyorsunuz. Romanda çok beğendiğim bir şey oldu: Ana kadın karakterimizin abisi öyle bir adamdı ki o dönemin şartlarına rağmen kız kardeşinin her koşulda yanında oldu. Dönem demişken 1950-1960’ların tüm politik gelişmelerini kitap boyunca okuyabiliyorsunuz. Mesela ne gibi? İntihara teşebbüs eden bir cumhurbaşkanından (Celal Bayar) Eskişehir'e doğru giderken tutuklanan bir başbakandan (Adnan Menderes) gibi... İsim geçmeden bu noktaya hafif hafif değinilmiş. •Unutmadan bir noktaya daha değinmek istiyorum: bakan ve X hanımefendinin arasında baya yaş farkı var, kadın karakterin adını kitapta bilmiyoruz; bu mesela bana yaşanmış bir hikaye olduğunu hissettirdi. Roman kadın karakterin ağzından anlatılıyor ve kitap boyunca yaptığı her yanlışın da bilincinde bir kadın. Peki dili nasıl, akıcı mı diye soracak okursanız; kahraman bakış açısının hakkını verir gibi dili çok akıcı, okurken zamanını nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kitabın beni gerçekten etkilediğini söylemek isterim hem üzüldüm hem birkaç gün boyunca düşündüm... Bittiğinde neden böyle oldu demedim değil, insan hayatta hiçbir şey için kesin konuşmamalıdırın güzel roman olmuş
Başucumda Müzik - Midi BoyKürşat Başar · Everest Yayınları · 20197,4bin okunma
Reklam